Pazar Yerinde Tanıdık Şaşkınlık – Şaban Gürtuna
İzmir’in Tire ilçesindeki meşhur pazar yerinde gezinirken, taze sebzelerin, baharat kokularının arasında kaybolmuş gidiyordum. Pazarın o cıvıl cıvıl atmosferi her zamanki gibi insanın içini ısıtıyordu. Derken, uzaktan bana doğru yaklaşan iki kişi gözüme ilişti. Biri genç, diğeri ise ellisini çoktan geçmiş, muhtemelen altmışlarına merdiven dayamış bir adamdı.
Yaşlı adamın yüzünde kocaman bir gülümseme vardı. Genç ise biraz mahcup, biraz da telaşlı görünüyordu. Yanıma geldiklerinde yaşlı adamın yüzü daha da aydınlandı. “Aman Allah’ım! Sen misin?” dedi ve bir anda kollarını açıp üstüme doğru hamle yaptı.
Ben daha “Ne oluyor?” bile diyemeden, adam sarılmak için kollarını bana dolamaya çalıştı. O sırada yanındaki genç adam, “Baba! Dur bir dakika!” diye uyardı ama yaşlı adamın umurunda bile değildi.
“Ah be dostum, neredeydin bunca zamandır? Seni görmeyeli yıllar oldu!” diyerek sanki 40 yıllık ahbabını bulmuş gibi konuşuyordu.
Benim aklım karmakarışık. Acaba hafızam mı beni yarı yolda bıraktı? Yoksa bu adam bana benzeyen başka biriyle mi karıştırıyordu? Bir an düşündüm; belki de eskiden Tire’de tanıştığım, unuttuğum biri olabilir mi? Ama hayır, bu adamı hayatımda ilk kez görüyordum.
Genç adam bir kez daha devreye girdi:
“Baba, lütfen bak yanlış kişiye sarılıyorsun! Bu amcayı tanımıyorsun!”
Ama yaşlı adam kararlıydı. “Olur mu canım! Tanımaz olur muyum? Bakışından tanırım ben onu! Hem aynı gülümseme, aynı duruş! Unutur muyum hiç?”
Bu sırada pazar esnafı ve alışveriş yapanlar merakla bizi izlemeye başladı. Benim yüzüm kızardı. Ne diyeceğimi bilemiyordum. “Beyefendi, kusura bakmayın ama sanırım beni bir başkasıyla karıştırıyorsunuz,” dedim.
Yaşlı adam bir adım geri çekilip şaşkınlıkla yüzüme baktı. “Emin misin? Sen, Nihat değil misin?” dedi.
“Nihat mı? Hayır, benim adım değil o.”
Bir sessizlik oldu. Genç adam, “Baba, sana demiştim ya tanımıyorsun diye!” diyerek başını iki yana salladı.
Ama yaşlı adam hâlâ inatçıydı. “Tamam, Nihat olmayabilirsin ama yine de tanıdık bir yüzsün!” dedi ve bir kahkaha atarak ekledi: “Ya ben seni bir yerden tanıyorum ya da sen çok ünlü birine benziyorsun!”
Ben gülmekten kendimi zor tuttum. “Kim olduğumu ben bile unuttum şu an!” dedim.
Sonunda genç adam babasını kolundan tutup götürürken, yaşlı adam hâlâ arkasına dönüp bana bakıyordu. Ben ise pazarın ortasında hem şaşkın hem de gülerek kalakalmıştım. Galiba Tire pazarında artık ‘Tanıdık Nihat’ diye anılacaktım!
Tire – 2015