Ata belinden bir zamân anasına düşdü gönül
Hak’dan bize destûr oldu hazîneye düşdü gönül
Anda beni cân eyledi et ü sünük kan eyledi
Dört on günü deyiceğiz değirtmeye düşdü gönül
Yürür idim onda pinhân Hak buyruğu vermez amân
Vatanımdan ayırdılar bu dünyaya düşdü gönül
Beni beşiğe vurdular elim ayağım sardılar
Önden acısın verdiler tuz içine düşdü gönül
Günde iki kez çözerler başına akça dizerler
Ağzıma emcek verdiler nefs kabzına düşdü gönül
Bu nesneyi terk eyledim yürümeğe azm eyledim
On iki sünüğüm yazarlar elden ele düşdü gönül
Oğlan iken sultân kopar kim elin kim yüzün öper
Akıl bana yoldaş oldu sultânlığa düşdü gönül
Bu çağ ile sakal biter görenin gülreği tutar
Güzeller katında biter sev seviye düşdü gönül
Hayırdan şerri çok sever işlemeğe becid iver
Nefsinin dileğin kovar nefs evine düşdü gönül
Kırk beşinde sûret döner kara sakala ak iner
Bakıp şeybetin göricek yoldurmağa düşdü gönül
Yola gider başaramaz yiğitliğe eli varmaz
Bu nesneleri koyuban yavunmağa düşdü gönül
Oğl eydür bunadı ölmez kız eydür yerinden durmaz
Hîç kendi hâlinden bilmez hâlden hâle düşdü gönül
Öliceğez şükr edeler sinden yana iledeler
Allah adın zikr edeler çok şüküre düşdü gönül
Su getireler yumağa kefen saralar komağa
Ağaç ata bindireler teneşire düşdü gönül
Eğer var ise amelin gen olısar sinin senin
Eğer yok ise amelin oddan şarâb içdi gönül
Yûnus anlayu var hâlin şuna uğrayısar yolun
Bunda elin erer iken hayr işlere düşdü gönül
