' İbrahim Abdulkadir Meriçboyu '

Tarih: 26 Oca, 2012 Saat: 10:08 | Kategori: İbrahim Abdulkadir Meriçboyu
İbrahim Abdulkadir Meriçboyu - Hayatı ve Eserleri

Asıl adı İbrahim Abdülkadir Meriçboyu. 1917'de İstanbul'da doğdu, 1985'te yine İstanbul'da öldü. Eyüp Ortaokulu'nden sonra 1936'da girdiği Kuleli Askeri Lisesi'ni bitirdi. 1939'da Ankara Harp Okulu son sınıf öğrencisiyken, Nazım Hikmet'in okulda propaganda yaptığı gerekçesiyle açılan davada yargılandı, 10 aya hüküm giydi, okuldan uzaklaştırıldı. Cezaevinden çıkınca 1941'de İstanbul Hukuk Fakültesi'ne girdi. Tan gazetesinde düzeltmen olarak çalıştı. […]

Tarih: 12 Oca, 2012 Saat: 13:48 | Kategori: İbrahim Abdulkadir Meriçboyu

Alır seni korum damla damla Suyuma, ekmeğime, aşıma, Kaygıma, sevincime, acıma, Umuduma, sabrıma, gücüme. Alır seni bölerim parça parça, Dağıtırım topraklara, denizlere, geceye, Açılır her sabah kapılar gözlerinde, Girerim ışıltılı, yemyeşil bir bahçeye.

Tarih: 12 Oca, 2012 Saat: 13:51 | Kategori: İbrahim Abdulkadir Meriçboyu

Yaşamın vişne rengi dudakları vardır sevgilim Öpüşün kadar sıcak ve tatlı Özgürlük türküleri de söylenir bu dudaklarla sevda türküleri de. Vişne rengi dudakları vardır sevdanın Gülümser dudakların gibi titrek ve dokunaklı Okyanus olur sarar dünyayı Ölümün vişne rengi dudakları kimi kez dudaklarınca içten ve inançlı. Ölüm asude bahar ülkesi değildir o zaman Ölüm: Yiğit ve […]

Tarih: 12 Oca, 2012 Saat: 13:54 | Kategori: İbrahim Abdulkadir Meriçboyu

Birgün başımızda sevda rüzgarları eserse deli deli yıldırımlar düşerse yüreğimize "Al bir yudum pınarından özgürlüğün, rüzgarından sevdamızın çek bir soluk" Yaşamın vişne rengi dudakları vardır sevgilim öpüşün kadar sıcak ve tatlı "Seni benden ne bu duvar ayıracak, ne bu kapı seni ne bu kara kara gelen ölüm" Çünkü ölüm; Yiğit ve sevecen bir yaşamın umutlu […]

Tarih: 12 Oca, 2012 Saat: 13:56 | Kategori: İbrahim Abdulkadir Meriçboyu

Birgün başımızda sevda rüzgarları eserse deli deli yıldırımlar düşerse yüreğimize hızlanır kan dolaşımı. Babil'in asma bahçeleri değildir artık Dünyanın bilmem kaçıncı harikası Karanlığın bahçesinde açan gülümüzdür. Hüzün dolarsa içine bir gece yarısı Çevir gözlerini güneşin doğacağı yere Çek bir soluk rüzgarından sevdamızın, "kapı"yı, "duvar"ı "kara kara gelen ölüm"ü düşünme. Çevir gözlerini güneşin doğacağı yere.

Tarih: 12 Oca, 2012 Saat: 14:47 | Kategori: İbrahim Abdulkadir Meriçboyu

Tüm umut yollarını kapayan Aşk da bir isyandır. Nerede kimbilir o fırtına, Beni yüzyıllara savuran Yüzü yırtık kan. İşlediğim zamansız sevdanın Cılız kemiklerini sayıp, Özgürlük adına soyunuyorum Uykunun karesine aşk kafesimde. Ey duru bestesini dinlediğim yökyüzü! Kiminle o ihtiras denizi, Kimi boğuyor dalgalarıyla, Nedir bu uğultu, Kimdir tanık? Sussun sularını aşınmış yatağımdan Alıp götüren deli […]

Tarih: 12 Oca, 2012 Saat: 13:58 | Kategori: İbrahim Abdulkadir Meriçboyu

Yaslanıp omuzuna gecenin sabahı karşılar gibi, ama dünyaya günaydın diyemeden. Yatar gibi çimenler üstünde, ama çimenlerin kokusunu alamadan. Koşar gibi denize doğru, ama denizde kulaç atamadan. Uzanır gibi bir çocuğun başına, ama çocuğun başını okşayamadan. Tırmanır gibi gürbüz bir ağaca, ama ağaçtan bir meyve koparamadan. Kavuşur gibi eski bir dosta, ama eski dosla kucaklaşamadan. İş […]

Tarih: 12 Oca, 2012 Saat: 14:01 | Kategori: İbrahim Abdulkadir Meriçboyu

Bahçemdeki dut ağacı vurdu ince dallarıyla penceremin camına, Bir Beşiktaş tramvayı geldi aldı beni, Bir Beşiktaş tramvayı götürdü sana. Çemberlitaş, Şehzadebaşı, Saraçhane. Almışım parmaklarını ellerime, Beşiktaş tramvayında giderim yane yane. Terzi Adem, berber Ali, dikimaneden Emine teyze ve Makbule. Üç sarışın birader, Kapalıçarşı terlikçileri. Bir küçücük simitçi çocuk, levent bir hizmet eri. Hep iyi insanlar […]

Tarih: 12 Oca, 2012 Saat: 14:02 | Kategori: İbrahim Abdulkadir Meriçboyu

Seni bir gün çekip aldılar topraktan, benzedin köksüz bir ağaca. Önce öğrettiler sana uygun adımı, sonra büyük şehirlerini gösterdiler Avrupa'nın. En muazzam saraylar karşısında bile sen evini unutmadın. Varşova'da kaputun kaldı, Dunkerk'te arka çantan. Düştü bütün fotoğrafların Sivastopol'da. Bir şafak vakti Paris'te bıraktın zavallı yüreğini, kurşuna dizilenler karşısında. Lanet okusunlar sana bırak, iyi bir asker […]

Tarih: 12 Oca, 2012 Saat: 14:03 | Kategori: İbrahim Abdulkadir Meriçboyu

Yaşlılara saksılar dizdim, bahçeler yaydım. Yorgunlara diri beden verdim, taze yürek. Döşekler serdim hastalara, rahat, yumuşacık. Nerde yalan dolan gördüysem kızardım. Yiğit yüreklere, dedim, canım armağan. Ardına kadar açtım çocuklara kapıları. Dostluklar boy attı yeryüzünde, dostluklar orman orman. Ebemkuşakları gökyüzünde fır dolandı. Yürüdü dağlardan ovalara doğru gümbür gümbür bir deli su, yıktı bu su önüne […]

Sayfa 1 - 41234