Güneşin en yakışıklı doğduğu topraklardır burası,
Spil Dağı’nın eteklerinden aşağı süzülürken
Tarihin o kadim fısıltısı…
Sultanların ayak izleri saklıdır her sokakta,
Bir “Şehzadeler Şehri” yükselir Anadolu’nun bağrında;
Zarif bir hatıra gibi, dünü bugüne bağlayan.
Gediz akar, vatan can bulur,
Verimli topraklarda fidanlar hayata kavuşur.
Pamuk beyaz bir gelinliktir ovada,
Zeytin ise ömre şifa…
Burada ekmek emektir,
Burada hayat; sadakat ve vefadır.
Bağ bozumunda bir başka güler köylünün yüzü,
Güneşle ballanmıştır salkım salkım o meşhur çekirdeksiz üzümü.
Ve Nisan sonu gelince,
Kubbeden şifa saçılır insanlığa:
Mesir Macunu’dur bu, Merkez Efendi’den miras,
Her derde deva, her gönüle ferahlık.
Sadece toprak değil,
Doğa nefes alır, sanayi canlanır.
Fabrikalarda döner devasa çarklar.
Üretimin kalbi atar Manisa’nın merkezinde,
Sanayi, teknolojiyle el ele verirken
Şehir, dünya liginde en ön saflara yerleşir gururla.
Bir yanda Manisa Tarzanı’nın yeşil sevdası yankılanır dağlarda,
Sardes’in altın kumu Lidya’dan bir gurur,
Aigai’de zaman, taşların arasında sessizce uyur.
Bin Tepeler şahittir tarihin en derin izine,
Antik çağın o parlak ışığı vurur
Manisa’nın yüzüne.
Soma’nın karasında saklıdır memleketin gücü,
Linyit kömürüyle ısınır kışın en sert ucu.
Salihli’nin bağrından fışkırırken o şifalı sular,
Kurşunlu kaplıcalarında dertler susar, kederler uçar.
Tarihiyle, gücüyle, her mevsimiyle başka…
Ege’nin bağrında saklı o özel cevher:
Manisa; her dizesiyle bir efsane, her köşesiyle bir eser.
Nisan 2026
