Ey dost senin aşkın odu ciğerim pâre baş kılur
Aşkından yanar yüreğim yandığım bana hoş gelir
Aşkın oduna yandığım ağlamak oldu güldüğüm
Dost sana zâri kıldığım münkirlere savaş gelir
Söyler isem sözüm savaş söylemezsem ciğerim baş
Cihân dolu durur kallâş her birinden bir taş gelir
Gör niçe taşlar atılır dost için başlar tutulur
Gelir gönüle batılır hâlinize hâldaş gelir
Bizim hâlimizden bilen kimdir aşka münkir olan
Bizim sevdiğimiz Hak’dır bu halka göz ü kaş gelir
Niçe selâtînler zebûn olur bu aşkın elinden
Her kim bu yola düşerse ol bu yola yavaş gelir
Erenler buna kalmadı vardı yoluna durmadı
Hakk’ı gerçek sevenlere cümle âlem kardaş gelir
Miskîn Yûnus bil sözünü dosta açıp şol gözünü
Kangı burcdan bakar isen ol sultâna güneş gelir
