Hem güzel, hem de dolgunluk kuşları bunlar
Dolgunluk sokakları, sanki bir aydınlığı kutluyorum
boyuna
İşte bir dolgunluk şapkası; ikide bir çıkarıyorum
O kadar çıkarıyorum ki, aşkolsun bulutlara
Nereden bakılsa ellerim görünüyor şimdi
Dolgunluk eli.
Bu arada bir marangoz da büyüklük masaları çıkarıyor
Birini edinsem dayanılmaz şeyler koyuyorum üstüne;
Denizler, boş gemiler gibi hareketli bir çiçek
Ben o çiçekle yürümüyorum, yürümeye uyuyorum sadece
Gemiler, gemiler açıyorum odalara uzaklık gemileri,
Oyunlu, kıvrak, herbiri durgunluğu koşan
Çağırsam gidivermeye sence bir uzaklıktan kendimi…
Bunlar da karanlık insanları, diyorum öne alınmalı biraz
Nereden bakılsa iyice kenetlenmiş dişleri
Yani dağınıklık ölüleri, ay doğdu diye güzel
En tenha sokaklar, işte en tenha sokaklar
Açıkça bir tenhalığı savunuyor şimdi
Koyulsam gidivermeye; gözlerindeki…
Sonra bu uzunluk suları; ilk olarak sen
İnsandı gibi, çağırmaktı gibi yerinde
Gidişi tastamamdır balıktan insan katına kadar
Onunla pek yerinde bu dolgunluk kadehleri
Belki ben bile dolgunluk olsun diye sesleniyorum;
– Garson!
Sen bütün bu yaptıklarımı hesaba geçir!..
