Beyoğlu’nda Gece – Edip Cansever

Bazan şöyle dokunaklı bir şarkı söylenir;
Ekseriya filimlerde gördüğümüz esmer bir kadın
Aydınlık bir sokaktan geçiyordur.
Yahut da sıcacık bir barın içinde,
Kumral, çekingen bir oğlanın karşısında
Dişleri bembeyaz bir İspanyol yahudisi kastanyet çalıyordur…

Öyle insanlar vardır ki akşamları
Caddelerde korsanlar gibi sıçramak ister
Dalarlar kapısı açık barlardan birine,
Sızarlar gece yarısından önce,
Rüyalarında ceylan gibi kadınlar görürler.

Öyle sokaklar vardır ki Beyoğlu’nda,
Uzaktan loş ışıklar gibi görünür;
Ufak tefek kadınlar girip çıkar o sokaklara,
İstanbul batakhanelerinin en kötüsüdür.

Ağlayıp durur bir kızcağız köşede,
Birkaç serseri sigara içer ağır ağır
Şarap kokar, çiçek kokar evler,
Tuhaf bir sıcaklık yayılır dışarıya.

Bir kere de küçük bir kahvehanede oturmuştum.
Canım, kalkıp bir şeyler içmek istedi.
İstanbul batakhaneleri loş bir ışık gibi görünüyordu.
İnsanlar geçiyordu dalgın, iyi kalpli, serseri,
Hoyrat bir delikanlı, sarışın bir kızı caddeye doğru çekiyordu.