Anneme Mektup – Mehmet Demir
Nasırlı elleri kınalı anam
Çukurca dan sizlere yazıyorum
Gezinirken evimizin önünde
Hep beni hayallersin biliyorum.
Ha cudi,ha Gabar,ha Çukurca,
Ne farkeder ölünmez mi vatanın
Her bir karış toprağına be anam
Bir kez değil binlerce kez ölünür.
Burası dağ eteğinde bir köy karakolu
Akşam kurufasulye, pilav vardı
Senin tırnaklarınla büyüttüğün
Fasulyeler gibi iriydi be anam.
Suyuna ekmek bandık doyasıya
Buram buram hasret kokan
Türkü oldu karavana sesleri sevgiliye
Vatanımız sağ olsun yeterbe anam.
Karakola gelmeden bir ay önce
Üç arkadaş nöbette şehit olmuş.
Pusuya düşmüşler karanlık bir gece
Allah gani gani rahmet eylesin.
Düşünüyorum da,biz bu vatanın evletları
Balkanlarda,Tuna boylarında omuz omuza
At sürmedik mi taa viyana kapılarına
Çanbakkale de değil mi mezarları dedemizin
Yan yana kol kola can vermediler mi?
Biz değilmiydik altı yüz yıl
Aynı havayı soluyan
Aynı tepelerde koyun otlatan
Hani zeybeklerimiz vardı be anam
Gakkoşlarımız, Dadaşlarımız vardı
Erzurumda halay çeken kol kola.
Biz değilmiydik bir selamla yemene giden
Ey evlat kimbilir hangi deden Malazgirt te
Kurtuluış savaşın da hangi deden süngülerle savaştı
Hangi ninen mermi taşıdı omuzlarında biliyormusun.
Biz değilmiydik Hoca Ahmet Yesevi den
Mevlana dan,Hacı Bektaşi Veliden öğüt alan
İlimle Semerkant duvarlarını inleten
Bayramlarını bayram eden beraberce.
Ne oldu, ne oldu bize bilmiyorum be anam
Bir zamanlar sağcı olduk solcu olduk
Kardeş kardeşi vurmadımı kara bulutlar gölgesinde
Yüzlerce bebeler öksüz kalmadımı zehmeride.
Dün on altı yaşında körpe bir çoban
Koyunlarını otlatırken mayına bastı
Cebinden ne çıktı biliyormusun anam
Sevgilisine eksik hecelerle
Kardelen çiçeğim diye yazdığı bir mektup.
Ahh! Duysun bu feryadı duysun Dicle,Fırat
Duysunda botan çayı akarken bütün güzelliğiyle
Okusun alem, çoban Ali nin sevda mektubunu
Yanmasın bir daha yürekler,öksüz kalmasın sevdalar.