Yıkık Kent – Gönül Duranoğlu

Ben o yıkılan kentten geliyorum
0, son taşına kadar yıktığım lanetli kentten
Gözlerimde tekinsiz karanlıkların kurşun sesini
Yüre&imde nefret dolu bir akrebin ağusunu taşıyorum
Yıkık bir kervansarayın kuyusunda kendimi gördügümde
Ben mi ağlıyordum yağmur mu yağıyordu bilmiyorum.

Babam bir emirin kavminden kovulmuş son biliciydi
Bana taşları ve suları okumayı o öğretmişti
Ve duvarlara kimsenin görmediği resimler çizmeyi
Beni biraz olsun sevdiğini düşünerek
Kentin bütün duvarlarını
Senin resimlerinle süslemiştim.

Bir gün, kente kavminden kovulmuş başka bir bilici geldi
Yusuf suretindeydi ve su yosunu rengiydi gözleri
Sana duvarlara çizdiğim resimlerinden vurulmuş
Gizlice izleyip ayak izlerimden seni bulmuştu
Onunla gittiğine göre hiç mi sevmemiştin beni
Bende sevdiğin sana olan büyük aşkımdı belki

Biliciyle giderken arkana baktın mı bilmiyorum
Ardında bıraktığın ben artık sevgisiz kahhar ve laindim
İşte o zaman bütün kenti ve resimlerini yok ettim
Şimdi tek taşı olmayan bir çölde dilsiz bir bedeviyim
Sıcak kumlara rüzgarın sildiği Leyla resimleri çiziyorum.

ANKARA /2006