Muhammed’e bir gice Çalap’dan indi Burâk
Cebrâîl eydür hâcem Mi’râc’a kıgırdı Hak
Aç kendine cinânın behişt ü dîdâr senin
Seni okur Sübhân’ın ne yatarsın kıl yerak
Durdu Mi’râc kasdına yürüdü âbdestine
Secde kıldı dostuna demedi yakın ırak
Gitdi Cibrîl Hazret’i getirdi Burâk atı
Nûrdan idi hil’ati gözü gevher yüzü ak
Kadem bir taşa basdı taş kopdu bile vardı
Kıf yâ mübârek dedi şöyle kaldı mu‘allak
Taş eydür gelesini bir kadem basasını
Resûl eydür gelirem buyurur ise ol Hak
Göklere haber oldu yer gök şâdılık doldu
Eydürler Ahmed geldi bezendi sekiz Uçmak
Gör Muhammed n’eyledi gökleri seyreyledi
Ümmetini toyladı Arş’a henüz varıcak
Çün geçdi felekleri ün geldi kim gel beri
Kaldırdım perdeleri hemân cemâlime bak
Dîdârım sana ayân gösterem belli-beyân
İn Burâk’dan ol yayan Arş’ıma bas bir ayak
Ferişteler geldiler Burâk’dan indirdiler
Na’lini döndürdüler ol dem yürüdü yayak
Üveys yerinden durdu Arş’da na’lin döndürdü
Muhammed onu gördü visâle döndü firâk
Çün dost dosta kavuşdu yüz bin kelâm danışdı
Ümmetiyçün çalışdı oldur Resûl-ı Mutlak
Mi’râc’dan döndü yine geri geldi evine
Geldi gördü henüz kim döşeciği ısıcak
Niçe bin yıllık yola bir demde vara gele
Yûnus eydür kim ola Muhammed’dir o mutlak
Ümmete ümmet diyen ümmet kaydını yiyen
Eğer ümmeti isen de İslâm dînine bak
