Jorge Luis Borges – Yaratan (Eser İncelemesi)

Jorge Luis Borges’in Yaratan eseri; kısa düzyazı, parabol ve şiirlerde yaratıcılık, kimlik, bellek, körlük, kaplan, ayna, rüya ve zamanla inceleniyor.

Jorge Luis Borges’in Yaratan eseri, kısa düzyazı, parabol, anı, deneme ve şiiri aynı koleksiyonda buluşturur. Özgün adı El hacedor olan kitap 1960’ta yayımlandı ve Borges’in kişisel belleğiyle bütün külliyatında dolaşan kaplan, ayna, rüya, labirent, körlük, zaman ve çift imgelerini yoğun bir biçimde bir araya getirdi. Eser tek olay örgüsü kurmaz; küçük metinlerin yan yana gelişinden yazar, okur ve yaratma eylemi üzerine parçalı bir özportre doğar.

Yaratan Hakkında Kısa Bilgi

Yazar Jorge Luis Borges
Özgün adı El hacedor
İlk yayın 1960
Tür Kısa düzyazı, deneme, parabol ve şiir koleksiyonu
Türkçe çevirmenler Ayşe Nihal Akbulut ve Peral Bayaz Charum
Temel izlekler Yaratıcılık, kimlik, bellek, körlük, rüya ve zaman

Bir Koleksiyon Olarak Yaratan

Yayınevi kitabı öykü, şiir ve denemenin iç içe geçtiği bir koleksiyon olarak tanımlar. Bu tür çeşitliliği rastlantısal değildir. Borges uzun anlatı yerine birkaç paragraf veya kısa şiir içinde düşünceyi yoğunlaştırır. Her parça bağımsızdır; fakat tekrar eden imgeler aralarında görünmez bağ kurar.

Kitap ansiklopedik bütünlük iddiası taşımaz. Bir hayatın ve okuma tarihinin seçilmiş izlerini sunar. Eski destan, kişisel çocukluk, Buenos Aires, Avrupa kültürü ve hayalî sahneler aynı bellekte yan yana bulunur.

“Yaratan” Başlığının Anlamı

Başlık yazarın dünyalar kuran kişi olduğunu düşündürür; ancak Borges yaratıcıyı mutlak başlangıç noktası saymaz. Yazar daha önce okuduğu kitaplardan, gördüğü şehirlerden, düşlerden ve unutulmuş deneyimlerden yeni düzen kurar. Yaratmak, hiçlikten üretmek kadar seçmek ve yeniden birleştirmektir.

Bu nedenle kitapta Homeros, Shakespeare ve başka edebî figürler Borges’in kişisel sesiyle iç içe geçer. Bireysel yazar, büyük kültürel belleğin geçici taşıyıcısı olabilir.

Borges ve Benlik Ayrımı

Koleksiyonun en bilinen kısa düzyazılarından biri, gündelik “ben” ile kamuya ait yazar Borges’i birbirinden ayırır. Biri sokaklarda yürür, küçük zevkleri ve hatıraları yaşar; öteki kitaplarda, biyografilerde ve başkalarının yorumlarında var olur.

İki kişilik bütünüyle ayrı değildir. Özel deneyimler edebî Borges’in malzemesine dönüşür; yayımlanmış yazar da kişisel benliğin kendisini algılayışını değiştirir. Metin sonunda kimin kimi yazdığı sorusu belirsiz kalır.

Yazar Adı ve Kamusal Kimlik

Bir yazarın adı zamanla gerçek kişiden daha geniş kültürel simgeye dönüşebilir. Okurlar “Borges” dediğinde yalnız bir insanı değil, labirentler, aynalar ve kütüphanelerle ilişkilenen edebî evreni düşünür. Bu simge, biyografik kişinin denetiminden çıkar.

Yaratan, ünü yalnız başarı olarak görmez. Kamusal kimlik özel hayatı tüketebilir. Yazar kendi adının ürettiği kişiye hem sahip olur hem yabancılaşır.

Körlük ve Görsel Bellek

Kitap Borges’in görme yetisini kaybettiği dönemde yayımlandı. Körlük yalnız biyografik arka plan değil, metinlerin görme, hatırlama ve hayal etme biçimini belirleyen deneyimdir. Dış görüntü zayıfladıkça çocukluk imgeleri ve okunan kitapların sahneleri daha güçlü hâle gelir.

Borges kaybı kolay iyimserliğe dönüştürmez. Yine de belleğin yeniden düzenlediği renkler, yüzler ve nesneler şiirsel malzeme olur. Görme sona ererken görsel hayal gücü başka bir biçimde sürer.

Kaplanlar

Kaplan Borges’in çocukluktan beri hayranlık duyduğu temel figürlerden biridir. Gerçek hayvan, hayvanat bahçesindeki görüntü, ansiklopedideki çizim ve edebî kaplan birbirine karışır. Aranan kusursuz kaplan hiçbir tek örnekte bütünüyle bulunmaz.

Düşte yaratılmak istenen güçlü hayvanın eksik veya yapay çıkması, hayal gücünün sınırını gösterir. Yazar zihninde mutlak görüntü taşır; dil ve düş onu yalnız yaklaşık biçimde kurabilir.

Aynalar

Ayna tanıdık dünyayı çoğaltırken ürkütücü bir ikinci alan açar. Yansıma hem kişiye bağlıdır hem ondan ayrı görünür. Borges’in aynalara duyduğu tedirginlik, benliğin tek ve bölünmez olmadığı fikriyle ilişkilidir.

Ayna ayrıca sanatın modeli olarak okunabilir. Eser dünyayı kopyalar gibi görünür; fakat seçme, çerçeve ve tersine çevirme yoluyla başka gerçeklik üretir. Kopya hiçbir zaman bütünüyle nötr değildir.

Rüya ve Yaratım

Rüya gören kişi görüntüleri yaratır, fakat rüya sırasında onları kendi iradesinden bağımsız gerçeklik gibi yaşar. Bu durum yazar ile karakter arasındaki ilişkiye benzer. Karakter tasarlanmıştır; yine de metin içinde beklenmedik bir zorunluluk kazanabilir.

Ficciones incelemesindeki Dairesel Yıkıntılar gibi, yaratanın da başka bir düşün veya anlatının ürünü olabileceği ihtimali hiyerarşiyi sonsuza açar.

Her Şey ve Hiçbir Şey

Shakespeare çevresinde kurulan kısa parabol, çok sayıda karakter yaratabilen kişinin kendi sabit kimliğini bulamaması fikrini işler. Sahnede krallar, katiller ve âşıklar konuşur; onların ardındaki yazar boşluk veya değişken maske gibi kalır.

Sanatçı başkalarının hayatlarını kurarken kendisini dağıtabilir. Bu yokluk eksiklik kadar yaratıcı imkândır. Tek bir kimliğe kapanmayan kişi birçok sese yer açar.

Saray Meseli

Bir şair hükümdarın geniş sarayını görür ve onu tek şiirde ifade ettiği söylenir. Kusursuz temsil, sarayın gerçekliğini tehdit edecek kadar güçlüdür. Sanat ile dünya aynı biçimi paylaşınca biri ötekini gereksiz kılabilir.

Mesel, dilin yalnız nesneyi tarif etmediğini düşündürür. Kusursuz adlandırma nesnenin özüne sahip olma iddiasıdır. Borges bu gücü hem büyüleyici hem tehlikeli gösterir.

Tanık

Bir insan öldüğünde, yalnız onun bildiği küçük bir dünya da kaybolur. Belirli bir ses, ev, gelenek veya gündelik ayrıntı son kez onun belleğinde bulunmuş olabilir. Tarih büyük olayları kaydederken bu kişisel evrenlerin çoğu sessizce yok olur.

Metin belleğin kültürel sorumluluğunu vurgular. Yazmak her şeyi kurtaramaz; fakat kaybolmakta olan bir görüntünün tanıklığını başka zamana taşıyabilir.

Ay ve Eski Metaforlar

Ay binlerce şiirde kullanılmış bir imgedir. Bu tekrar onu tüketmez; her dil ve yaşam aynı gökcismini başka duyguyla görür. Şairin görevi daha önce hiç görülmemiş nesne icat etmek değil, ortak görüntüyü yeniden duyurmaktır.

Sonsuzluğun Tarihi incelemesindeki metafor tartışması burada şiirsel uygulama kazanır. Eski imge kişisel zamanla birleştiğinde yenilenir.

Satranç

Satranç taşları sınırlı tahta üzerinde önceden belirlenmiş hareketlere sahiptir. Oyuncular onları yönetir; fakat oyuncuların da başka bir irade veya kader tarafından yönetilip yönetilmediği sorusu açılır.

Oyun, evrenin düzenli modeli gibi görünür. Özgürlük kuralların bütünüyle yokluğu değil, sınırlı alan içinde yapılan seçim olabilir. Her hamle geçmiş konumu değiştirir ve gelecekteki imkânları daraltır.

Şiir ve Düzyazının Birlikteliği

Kitaptaki şiirler, düzyazı parçalarının kavramlarını ses ve ritim içinde yeniden kurar. Aynı ayna, satranç veya zaman imgesi farklı türde başka etki üretir. Düzyazı açıklamaya yaklaşırken şiir yoğunlaştırır.

Bu nedenle Yaratan yalnız şiir kitabı veya öykü derlemesi sayılmaz. Türler birbirini tamamlar; okuyucu Borges’in aynı soruyu farklı biçimlerle nasıl sınadığını görür.

Kişisel ve Evrensel

Yayınevinin eseri Borges külliyatının en kişisel parçalarından biri olarak tanımlaması anlamlıdır. Kişisellik açık itiraflardan çok seçilen imgelerde bulunur: çocukluk kaplanı, kaybolan görme, sevilen kitaplar ve Buenos Aires hatıraları.

Bu imgeler Homeros, Shakespeare ve Doğu anlatılarıyla birleştiğinde özel hayat evrensel kültürden ayrılmaz. İnsan kendisini okuduğu hikâyeler aracılığıyla hatırlar.

Yaratan ile Diğer Borges Eserleri

Öteki Soruşturmalar düşünceleri eleştirel denemede genişletirken Yaratan aynı fikirleri parabol ve şiirde yoğunlaştırır. Yedi Gece incelemesindeki kişisel konuşma sesi de burada daha parçalı biçimde duyulur.

Kum Kitabı geç dönem öykülerinde yaşlılık ve benliği işler. Yaratan bu dönüşümün daha erken ve türler arası merkezlerinden biridir.

Yaratan Nasıl Okunmalı?

  1. Kitabı tek olay örgüsü beklemeden, birbirine cevap veren parçalar olarak okuyun.
  2. Kaplan, ayna, rüya ve satranç imgelerinin farklı türlerdeki dönüşümünü izleyin.
  3. Biyografik Borges ile metindeki “Borges” kişisini ayırın.
  4. Şiirleri tam bir açıklamaya indirgemeden ses ve biçim etkisine dikkat edin.
  5. Körlük temasını yalnız kayıp değil, bellek ve sözlü üretim bağlamında değerlendirin.

Eleştirel Değerlendirme

Yaratan’ın en güçlü yanı, Borges’in temel imgelerini çok kısa biçimlerde yoğunlaştırmasıdır. Parçalar kolay okunur görünür; fakat kimlik, yaratıcılık ve zaman üzerine geniş bağlantılar açar. Türler arası yapı, kitabı külliyatın küçük bir modeli hâline getirir.

Parçalı kompozisyon, sürekli olay örgüsü arayan okur için mesafeli olabilir. Bazı metinlerin etkisi Borges’in diğer kitaplarını tanıdıkça artar. Buna rağmen kişisel ses ve estetik yoğunluk, eseri bağımsız bir giriş kapısı olarak da değerli kılar.

Sık Sorulan Sorular

Yaratan ne anlatıyor?

Yaratıcılık, yazar kimliği, bellek, körlük, kaplanlar, aynalar, rüyalar ve zaman üzerine kısa düzyazı, parabol ve şiirleri bir araya getirir.

Yaratan roman mı?

Hayır. Öykü, deneme, kısa parabol ve şiirlerden oluşan türler arası koleksiyondur.

Kitabın özgün adı nedir?

Özgün İspanyolca adı El hacedor’dur.

Türkçe çevirmenleri kimlerdir?

İletişim Yayınları baskısının çevirmenleri Ayşe Nihal Akbulut ve Peral Bayaz Charum’dur.

Kaynaklar ve İlgili Okumalar