Betonun Soğuk Nefesi – Şaban Gürtuna
Burası şehir…
Devasa bir makinenin paslı dişlileri gibiyiz,
Her sabah aynı rayların üzerinde,
Aynı soluk yüzlerle birbirimize değmeden geçiyoruz.
Cebimizde üç beş kuruşun ağır hesabı,
Yüreğimizde memleketin o uçsuz bucaksız yeşili.
Eskiden,
Güneş dağın arkasından doğunca uyanırdık,
Toprak ana uyandırırdı bizi, nazsız ve içten.
Şimdi saatlerin metalik sesiyle bölünüyor uykumuz,
Penceremizde saksıya hapsedilmiş bir sardunya,
O da bizim gibi,
Güneşe hasret, toprağa sürgün.
Sokaklar dar, binalar göğe küsmüş,
Komşunun kapısı kapalı, yüreği kilitli.
Biz ki soframızı yoldan geçene açan çocuklardık,
Şimdi bir selamı esirgeyen bu gri kalabalıkta,
Köyün tozlu yollarını,
Kekik kokan rüzgarını,
Ve o samimi fakirliği özlüyoruz.
Elimizde sadece bir avuç anı kaldı,
Bir de her akşam başımızı yastığa koyduğunda duyduğumuz,
O uzaklardaki çeşmenin,
Kesik kesik,
Ağlayan sesi…
Şubat 2026 – Manisa