Sensiz yola girer isem çârem yok adım atmağa
Gövdemde kuvvetim sensin başım götürüp gitmeğe
Gönlüm canım aklım bilim senin ile karâr eder
Pervâz vururlar dembedem uçuban dosta gitmeğe
Kendiliğinden geçeni doğan eder mâşûk anı
Ördek ü kekliğe salar sürü edüben tutmağa
Âşık mı diyem ben ona Tanrı’nın Uçmağ’ın seve
Uçmak dahi tuzak imiş mü’min cânların tutmağa
Ganî Cebbâr aşk erine bin Hamza’ca kuvvet verir
Dağları yerinden ırar yol eyler dosta gitmeğe
Yüz bin Ferhâd külüng almış kazar dağlar bünyâdını
Kayalar kesip yol eyler Âb-ı Hayât akıtmağa
Âb-ı Hayât’ın çeşmesi âşıkların visâlidir
Kadehi dolu yürüdür susamışları yakmağa
Âşık kişi miskîn olur yol içinde teslîm olur
Kim n’iderse boyun bura çâre yok gönül yıkmağa
Yedi veyil Tamu’sunu kül eyler âşıklar âhı
Kasd eder sekiz Uçmağ’ı nûr ede nûra katmağa
Bildik gelenler geçdiler gördük konanlar göçdüler
Aşk şarâbın içen cânlar uymaz göçmeğe konmağa
Tutulmadı Yûnus cânı geçdi Tamu’dan Uçmak’dan
Yola düşüp dosta gider gene aslın ulaşmağa
