Monolog Örneği (Tek kişilk) – Şaban Gürtuna
Bu metin, sahnede duygusal yoğunlukla oynanabilecek, tek kişilik bir kısa monolog olarak kullanılabilir.
TİYATRO METNİ – Toprağın Yüreğine Dokunma
(Tek kişilik dramatik monolog)
Sahne: Sessiz, karanlık bir köy evi. Ortada alçak bir tahta iskemle. Yaşlı bir köylü – kadın ya da erkek – sahnenin ortasında oturur. Elinde bir zeytin dalı, yüzü hüzünlü. Işık yavaşça üzerine düşer.)
KÖYLÜ (yavaş, içli bir sesle):
Ben bu ağacın gölgesinde büyüdüm…
Salıncak kurduk dalına,
annem ekmek koyardı dallarına serinlesin diye,
babam saban sürerdi dibinden…
Bilir misin,
bir zeytin ağacı kaç yıl yaşar?
Ben bilirim…
Çünkü biz, onunla yaşardık.
(Başını kaldırır, seyirciye bakar.)
Sonra bir gün,
geldiler.
Kamyonlarla, makinelerle…
“Altın var burada!” dediler.
“Zenginlik!” dediler.
Altın mı?
Benim için altın,
bu topraktı!
Bu taş, bu kekik, bu gökyüzü.
Ben altını neyleyeyim,
koyunumun içemediği su olduktan sonra?
(Ayağa kalkar, elindeki dalı kavrar.)
Bak bu zeytin dalı.
Kuru şimdi.
Geçen sene yüz kilo verdi,
şimdi kökü yok!
Bir gecede devirdiler onu.
Bir can gibi…
Bir insan gibi…
Çığlık attı biliyor musun?
Ağaç çığlık atar mı?
Ben duydum.
Kulaklarımdan gitmiyor.
(Yavaşça sahnenin köşesine yürür, boşluğu seyreder gibi konuşur.)
Suyumuzda metal tadı var şimdi,
torunumun elleri kabuk bağladı,
inmem ovaya,
çünkü her adımda içim eziliyor.
Yürüdüğüm toprak bana küs.
(Döner, seyirciye yaklaşır gibi gelir.)
Sana soruyorum:
Sen bu dağın,
bu derenin,
bu ağacın yerinde olsaydın…
Ne yapardın?
Ben direneceğim.
Bir taşla,
bir dal parçasıyla…
Yalnız kalsam da,
bir avuç tohumla,
bu toprakta kalacağım.
Çünkü bu toprak,
bizim yüreğimiz.
Ve o yüreğe…
Dokunamazsınız!
(Durur. Işık yavaşça söner. Sessizlik.)
Şubat 2026