James Joyce’un The Cats of Copenhagen eseri, Kopenhag’daki kedilerin, polislerin, balıkların ve “şişman kedilerin” dünyasını çocuğa anlatırken otorite, eşitsizlik ve toplumsal düzenle alay eden kısa çocuk hikâyesidir. Joyce’un 5 Eylül 1936’da torunu Stephen’a gönderdiği mektuptan doğan ve 2012’de ilk kez basılan eser, masalsı gözlem ile anti-otoriter mizahı birleştirir. Yetişkinlerin kurduğu düzenin çelişkilerini kediler üzerinden görünür kılan metin, çocuk okurun soru sorma ve görünenin ardını düşünme gücüne güvenir.
The Cats of Copenhagen hakkında kısa bilgi
| Yazar | James Joyce |
|---|---|
| Tür | Çocuk hikâyesi, mektup anlatısı, resimli kitap |
| Yazım tarihi | 5 Eylül 1936 |
| İlk yayın | 2012, Ithys Press, Dublin |
| İlk baskı çizeri | Casey Sorrow |
| Bağlam | Joyce’un torunu Stephen’a yazdığı mektup |
| Temalar | Otorite, eşitsizlik, şehir, mizah, kediler ve özgürlük |
Toruna yazılmış ikinci çocuk hikâyesi
Ithys Press, eseri Joyce’un küçük çocuklar için yazdığı bilinen iki hikâyeden biri ve Kedi ile Şeytanın yakın kardeşi olarak tanımlar. İki metin de birkaç hafta arayla, yazarın tek torunu Stephen James Joyce’a gönderilen mektuplarda doğmuştur.
Mektup kökeni anlatının sıcak ve doğrudan sesini açıklar. Joyce resmî bir çocuk kitabı yazarı gibi ders vermek yerine uzaktaki torununa seyahat gözlemleri, şakalar ve tuhaf ayrıntılar gönderir. Çocuk okur, kendisine güvenilen özel bir konuşmanın ortağı olur.
2012’de gelen ilk yayın
Metin 1936’da yazılmasına rağmen yetmiş altı yıl boyunca kitaplaşmadı. Ithys Press, özgün mektup metnine dayanan ilk baskıyı Ocak 2012’de yalnız iki yüz nüshalık özel tipo baskı olarak yayımladı. National Library of Ireland kaydı da Casey Sorrow’un çizimleri, Michael Caine’in tasarım ve baskısı ile Christopher Rowlatt’ın cilt çalışmasını doğrular.
Aynı yıl Scribner eseri Amerika’da daha geniş okura ulaştırdı. Simon & Schuster’ın yayıncı sayfası, mektubun 5 Eylül 1936 tarihini ve hikâyenin Joyce’un oyunbaz fakat anti-otoriter yönünü gösterdiğini belirtir.
Kopenhag’a çocuk gözüyle bakmak
Joyce şehri turistik anıtların ciddi listesiyle anlatmaz. Kedilerin davranışları, balıkların durumu, bisikletler ve polisler gibi gündelik ayrıntılar üzerinden tuhaf bir Kopenhag kurar. Görünen düzenin ardında mantıksızlık ve adaletsizlik bulunur.
Çocuk bakışı bu çelişkileri doğal kabul etmez. Yetişkinlerin alıştığı kurallar, basit bir “neden?” sorusuyla komikleşebilir. Joyce’un mizahı çocuğu eksik yetişkin değil, toplumsal saçmalığı fark edebilen bağımsız gözlemci sayar.
Kedilerin yapmadıkları
Hikâyedeki kediler belirli işleri yapmaz; bu yokluklar şehrin çalışma ve yetki düzenini görünür kılar. Kimin emir verdiği, kimin hizmet ettiği ve kimin rahat yaşadığı kediler üzerinden ters yüz edilir. Hayvanların dünyası insan toplumunun komik aynasına dönüşür.
Joyce kedileri yalnız sevimli kahramanlar olarak kullanmaz. Onların bağımsızlık ve kurala sığmazlık çağrışımı, otoritenin talep ettiği itaate karşı durur. Böylece kedi figürü çocuk kitabının eğlencesiyle siyasal taşlamayı birleştirir.
“Şişman kediler” ve iktidar
Yayıncı tanıtımlarının vurguladığı anti-otoriter alt metin, ayrıcalıklı “şişman kediler” imgesinde belirginleşir. Bu ifade hem gerçek hayvanı hem gücün ve zenginliğin tepesinde rahat yaşayan kişileri düşündürür. Çocuk okur ilk anlamla eğlenirken yetişkin okur toplumsal eleştiriyi fark eder.
İktidar açık bir siyasi nutukla eleştirilmez. Küçük gözlemler ve terslikler birikerek düzenin kimler için çalıştığını sordurur. Joyce’un başarısı, ağır kavramları hikâyenin oyunbaz ritmini bozmadan taşımasıdır.
Polis ve düzen
Polis figürü şehirde kuralı ve otoriteyi temsil eder; fakat anlatıcının bakışı onun önemini abartmak yerine komikleştirir. Üniforma ve yetki, sorgulanmaz saygınlık sağlamaz. Çocuk, gücü elinde tutanın her zaman haklı olmadığını sezebilir.
Bu yaklaşım anarşik mizahın temelidir. Hikâye çocuğu tehlikeye çağırmaz; otoriteyi düşünmeden kabul etmemeye çağırır. Kuralın amacı, adaleti ve kime hizmet ettiği sorulabilir.
Balıklar ve eşitsizlik
Şehrin kedileri ile balıklar arasındaki ilişki, yiyecek ve paylaşım sorununu komik bir düzleme taşır. Kaynağa kimin ulaşabildiği, kimin beklediği ve kimin ayrıcalık sahibi olduğu basit hayvan görüntüsü içinde anlaşılır hâle gelir.
Bu ekonomik alt metin çocuk için kapalı bir teori değildir. “Neden biri çok alırken diğeri alamıyor?” sorusu gündelik adalet duygusuna dayanır. Joyce eşitsizliği soyut kavram yerine somut ve hatırlanabilir sahnelerle düşündürür.
Şehir ile dil arasındaki oyun
Kopenhag yabancı adlar, işaretler ve seslerle dolu bir yerdir. Joyce’un uluslararası yaşamı, farklı dillerin biçim ve tınılarına ilgisini beslemiştir. Ithys Press ilk baskıda İtalyan ve Fransız metal harfleri bir araya getirerek bu uluslararası ve eksantrik ruhu görsel tasarıma taşır.
Metnin dili bilgi vermek kadar ses yaratır. Tekrarlar, ani yön değişimleri ve çocukla konuşur gibi kurulan cümleler anlatıyı sözlü hikâyeye yaklaştırır. Yabancı şehir, dil oyunuyla korkutucu olmaktan çıkar ve merak alanına dönüşür.
Görünen ile gerçek arasındaki fark
Simon & Schuster tanıtımı Joyce’un Kopenhag’ında şeylerin göründüğü gibi olmadığını vurgular. Düzenli ve sakin şehir görüntüsünün altında ayrıcalık, tembellik ve anlamsız kurallar bulunabilir. Hikâye bakmayı değil, yeniden bakmayı öğretir.
Bu özellik Joyce’un yetişkin eserleriyle de akrabadır. Dublinlilerde sıradan hayatın altında manevi felç, Ulysseste gündelik ayrıntıların içinde geniş kültürel çağrışımlar bulunur. Çocuk hikâyesi aynı yöntemi çok daha sade ölçekte kullanır.
Kedi ile Şeytan ile ilişkisi
İki hikâye aynı toruna, yakın tarihlerde yazılmıştır ve kedileri merkezine alır. Kedi ile Şeytan belirgin olay örgüsüne sahip bir halk masalı uyarlamasıdır: sorun, anlaşma ve kurnaz çözüm izlenir. The Cats of Copenhagen ise şehir gözlemlerini ve toplumsal taşlamayı parçalı biçimde sıralar.
Birlikte okunduklarında Joyce’un çocuk anlatısında iki farklı yöntemi görülür. İlki klasik masal yapısını kişiselleştirir; ikincisi mektup, gezi notu ve siyasi mizahı karıştırır. Her ikisi de çocuğun zekâsını küçümsemez.
Casey Sorrow’un çizimleri
İlk baskı için Casey Sorrow’un özel kalem ve mürekkep çizimleri hazırlandı. Ithys Press bu resimleri Joyce’un tuhaf Kopenhag sakinlerini canlandıran oyunbaz yorumlar olarak sunar. Görseller, metnin gerçek kedi ile mecazi “şişman kedi” arasındaki geçişlerini destekler.
Resimli kitapta çizer yalnız sözcükleri tekrarlamaz. Karakterlerin yüzü, şehrin ölçeği ve mizahın tonu görsel seçimlerle yeniden kurulur. Okur metin ile resmin nerede uyuştuğunu, nerede farklı bir şaka açtığını izleyebilir.
Kitap nesnesinin sanatı
2012 Ithys baskısı el dizgisi, tipo baskı, özel kâğıt, ebru ve elle ciltleme gibi yöntemlerle hazırlanmıştır. Bu maddi özen, kısa mektubu koleksiyonluk sanatçı kitabına dönüştürür. Harflerin biçimi ve sayfa düzeni metnin uluslararası mizahını görsel olarak yorumlar.
Böylesi sınırlı baskı geniş çocuk kitlesine erişim açısından sorunlu olsa da eserin korunmasını ve tanınmasını sağladı. Aynı yıl gelen ticari baskılar hikâyeyi daha ulaşılabilir hâle getirdi.
Çocuk edebiyatında otorite eleştirisi
Çocuk kitapları bazen itaati doğrudan erdem olarak sunar. Joyce’un hikâyesi ise kuralların ve yöneticilerin sorgulanabileceğini gösterir. Mizah, çocuğa yetişkin dünyasının kusursuz olmadığını söylemenin güvenli aracıdır.
Eleştiri karamsarlığa dönüşmez. Kedilerin bağımsızlığı, anlatıcının sıcak sesi ve dilin oyunu düşünsel özgürlük hissi yaratır. Çocuk yalnız yanlış düzeni görmez; başka türlü düşünmenin zevkini de deneyimler.
Joyce külliyatındaki yeri
Eser, Joyce’un büyük romanlarının biçimsel karmaşıklığına sahip değildir; fakat otoriteye kuşku, gündelik ayrıntının dönüştürülmesi, çok dilli merak ve sözcük oyunu gibi temel özelliklerini taşır. Bu nedenle külliyatın sevimli fakat önemsiz eki sayılmamalıdır.
Hikâye ayrıca Joyce’un aile içindeki sesini gösterir. Torununa hitap eden anlatıcı, akademik Joyce imgesinin dışında şefkatli, komik ve doğrudan bir kişilik sergiler. Özel mektup ile kamusal edebiyat arasındaki sınır yaratıcı biçimde aşılır.
Eleştirel değerlendirme
The Cats of Copenhagenın gücü, çok kısa alanda çocuk mizahı ile iktidar eleştirisini birleştirmesidir. Şehir gözlemleri ders cümlelerine dönüşmeden adalet, çalışma ve ayrıcalık üzerine sorular üretir. Kediler hem gerçek hayvan hem bağımsızlığın ve seçkinlerin çok anlamlı simgesidir.
Sınırlılığı, mektup kökeni nedeniyle olay örgüsünün gevşek ve bağlamın yer yer kapalı oluşudur. Ancak bu parçalı yapı eserin spontane sesini korur. Metni klasik başlangıç-gelişme-sonuç masalı olarak değil, oyunbaz şehir mektubu ve taşlama olarak okumak daha verimlidir.
The Cats of Copenhagen nasıl okunmalı?
Sesli okumada anlatıcının şaşkınlığı, ironisi ve çocuğa dönük yakınlığı farklı tonlarla canlandırılabilir. Resimlerle birlikte “gerçek kedi” ve “şişman kedi” ifadelerinin hangi anlamlara geldiği konuşulabilir.
Çocuklarla “Bir kuralı adil yapan nedir?”, “Şehirde kim çalışıyor, kim rahat ediyor?” ve “Kediler neden otoriteye uymuyor?” soruları tartışılabilir. Kedi ile Şeytan ile yan yana okumak, aynı yazarın masal ve şehir taşlaması yöntemlerini karşılaştırmayı sağlar.
Sık sorulan sorular
The Cats of Copenhagen ne zaman yazıldı?
Joyce hikâyeyi 5 Eylül 1936 tarihli bir mektupta torunu Stephen James Joyce için yazdı.
İlk kez ne zaman yayımlandı?
Metin ilk kez Ocak 2012’de Dublin merkezli Ithys Press tarafından sınırlı, resimli tipo baskı olarak yayımlandı.
Kedi ile Şeytan’ın devamı mı?
Doğrudan olay devamı değildir. Aynı toruna yakın tarihlerde yazılmış, kedili ve oyunbaz iki kardeş çocuk hikâyesidir.
