Dost yüzüne bakmağa key safâ nazar gerek
Dost ile bilişmeğe cân gözü bîdâr gerek
İzz ü nâzdan geçüben tertîbler terk idüben
Varlıklar tükedüben yüz bin ol kadar gerek
Varlıkdır hicâb katı kim yıka bu hicâbı
Dost yüzünden nikâbı götürmeğe er gerek
Sen hicâb oldun sana ne bakarsın dört yana
Kaykımaz öne sona kime ki dîdâr gerek
Gel imdi hicâbın yık hırs evinden taşra çık
Hak bağışlaya tevfîk kasd ile hüner gerek
Âşıka izzet ü âr vallâh bedi’ bu haber
Âşık isen cânsız gel ne ser ü destâr gerek
Sen seni elden bırak dost yüzüne sensiz bak
Mansûr’layın Ene’l-Hak dahi sebükbâr gerek
Kim dost ile bilişe lâ-cerem derde düşe
Âşık cânı hemîşe sermest ü humâr gerek
Sen seni aradan al cism ü sûret cânsız kal
Onda bulasın visâl ayruk ne pâzâr gerek
Dost ile bilişen cân oldur kendine kıyan
Varlık leşkerin sıyan dahi çâpükter gerek
Terk eyle kıyl u kâli dosta vergil mecâli
Yoklukdadır visâli kamudan güzer gerek
Bu göz gördüğü değil bu akl erdiği değil
Dil vasf verdiği değil bî-lisân basar gerek
İşit işit key işit dost katına sensiz git
Dosta gidene önden kendisiz sefer gerek
Az bakmagıl sen çoğa çün dost içinden doğa
Varlığın saygıl yoğa bunca ne haber gerek
Unut unut kamusun söylegil sözün hâsın
Dilersen dost göresin bundan gayrı ser gerek
Dünyâ vü âhiretden niçe türlü nimetden
Dost yüzünü görmeğe kamudan geçer gerek
Dünyâ âhret ahvâli zen ü ferzend vebâli
Dilersen dost visâli varlıkdan hazer gerek
Boncuk değil sır sözü gel gidelim ko sözü
Dostu görmez baş gözü ayruksu basar gerek
Yûnus imdi yavu var bulmayasın il ü şâr
Kim Hak desin kim bâtıl dervîş burc u bâr gerek
