Gece öylesine kahırlı
Uykum kaçtı
Şiir yazdım
Sabaha karşı.
Hikâye? Hayır!
Parça parça hikâyeler belki
Bağıntısız hâtıralar
Bir araya geldi.
Bir köy, anızlar kesmiş tabanlarımı,
Şehirlere getirildim sonra.
Çocuk anasız kaldı mı
İş işten geçmiş ola.
Bir kız, barlara büyüyor,
Şu anda duymakta erkeği.
Beyaz göğsünde kirli
Evinin ekmeği.
Bir tohum, bula bula orasını bulmuş,
Bir uçurum kenarı, bağrı açık sellere.
Meydanda öteki fidanların kaderi,
Görmemiş olsa hadi neyse.
Sen, yaşadın kaç sene yaşadınsa,
Silinip gittin, bir gölge gibi.
Gibisi fazla,
Bir gölgesin fotoğraflarda şimdi.
Bir sevgili, dinlememiş evini,
İnanmış varmış size.
Bir sıcaklık duymaz mısınız,
Ellerinizde?
Bir yara, uzanır çok defa yıllara
Atar topraklarını bir ordan, bir ordan
Köstebekler gibi alttan alta,
Yeşeren öbekler gibi yağmurdan.
Bir kadın, Havvâ’nın yatağında
Tam da ay buluta girdi
Hülyâların burasında
Üç nokta yahut çizgi.
Düşünce, yüzyıllardır insanların içinde
Yaşıyor, herhangi bir düşünce.
Olup biten bunca şeye karşılık
Ölmüyor, öldürsünler mümkünse.
Şiir, onbir dörtlük, onbiri de başka
Böyle olacağını biliyordum,
Başlarken de söyledim ya
Uykusuzum.
