Kerbelâ çölünden bir koyun geldi
Kuzum deye meleyüben ağladı
Koyunun sadâsı bağrımı deldi
Yürekteki yaralarım dağladı
Koyun yere koydu nazlı dizlerin
Dinleyelim şeker gibi sözlerin
Kıbleye döndürmüş kara gözlerin
Koyun sesi yüreğimi dağladı
Muhammed koyunun aslını sordu
Koyun dâra geçti hoş zâri kıldı
Kuzu kurban olmaz ya niçün oldu
Fatm(a) ananın göz yaşları çağladı
Koyun eydür benim kuzum aldılar
Beni hasret ateşine saldılar
Cebrâil Mîkâil bile geldiler
Selman imamların belin bağladı
Muhammed koyunun aslın aradı
Kuzum dedi koyun ayak diredi
Nâci derler bir güruhtur türedi
Zülfikar kanından çekti zağladı
Koyun eydür kuzum hasların hası
Nüh felekten öte gelirdi sesi
Yarın mahşer günü kılam dâvâsı
Deyince Muhammed Ali ağladı
Pîr Sultan’ım firkat bağrımı deldi
Ali Fatma Düldül Zülfikar geldi
Kuzu kurban olmaz ya niçin oldu
Kırklar da hû deyip özün birledi
Pir Sultan Abdal
