James Joyce – Exiles (Eser İncelemesi)

Exiles incelemesi; James Joyce’un tek oyununda sürgün, Dublin’e dönüş, evlilik, özgürlük, kıskançlık, sadakat, arzu, kuşku ve belirsizliği çözümler.

James Joyce’un Exiles eseri, on yıllık Avrupa sürgününden Dublin’e dönen yazar Richard Rowan ile eşi Bertha’nın ilişkisini sadakat, özgürlük, kıskançlık ve kuşku üzerinden sınayan üç perdelik oyundur. Joyce’un tamamladığı tek tiyatro eseri olan yapıt, özel ilişkilerde kesin bilgiye ulaşmanın güçlüğünü 1912 İrlanda’sındaki siyasal ayrışmayla yan yana getirir. Büyük olaylardan çok söylenmeyenlerin basıncıyla ilerleyen oyun, evlilikte sahiplik ile bireysel özgürlük arasındaki gerilimi çözmek yerine açık bırakır.

Exiles hakkında kısa bilgi

Yazar James Joyce
Tür Üç perdelik tiyatro oyunu
Yayın 1918, Grant Richards, Londra
İlk sahnelenme 1919, Münih
Zaman ve mekân 1912 yazı, Dublin
Başlıca kişiler Richard Rowan, Bertha, Robert Hand, Beatrice Justice
Temalar Sürgün, dönüş, evlilik, arzu, kıskançlık, özgürlük ve kuşku

Joyce’un tamamladığı tek oyun

James Joyce Centre, Exilesı yazarın Avrupa tiyatrosundan ve özellikle Henrik Ibsen’den etkilenen tek oyunu olarak tanımlar. Joyce eseri, Sanatçının Bir Genç Adam Olarak Portresi ile Ulysses üzerinde çalıştığı yaratıcı dönemin içinde geliştirdi. Bu konum oyunu romancılığından ayrı bir deneme değil, aynı soruların sahne üzerindeki başka bir biçimi hâline getirir.

Oyun 1918’de Londra’da Grant Richards tarafından yayımlandı; İngiltere, İrlanda ve Amerika’daki çeşitli sahnelerden ret aldıktan sonra ilk kez 1919’da Münih’te oynandı. Erken eleştiriler olumsuzdu. Daha sonraki sahnelemeler, özellikle Harold Pinter’ın 1970 yapımı, metindeki suskunlukların ve psikolojik gerilimin modern tiyatro açısından önemini yeniden görünür kıldı.

Dublin’e dönüş

Richard Rowan, Bertha ve oğulları Archie ile on yıl dışarıda yaşadıktan sonra Dublin’e döner. Penguin’in eser tanıtımı bu dönüşü, çiftin eski arkadaşlar ve eski aşklar ile karşılaşması sonucu başlayan varoluşsal sorgulamanın zemini olarak özetler. Eve dönüş güvenli bir kapanış değil, geçmişte ertelenmiş soruların yeniden açılmasıdır.

Richard’a üniversitede Roman dilleri alanında görev önerilmesi, kalmak ile yeniden gitmek arasında somut bir seçim yaratır. Dublin ona tanınma ve köklenme ihtimali sunarken aynı zamanda düşünsel felç ve acılaşma korkusu taşır. Böylece sürgün yalnız uzakta bulunma değil, eve döndüğünde de kendini bütünüyle ait hissedememe durumudur.

Richard ve Bertha’nın evliliği

Richard ile Bertha’nın ilişkisi geleneksel evlilik kurallarına tam olarak uymaz. Richard, Bertha’nın özgür olmasını istediğini söyler ve onu Robert’ın ilgisinden korumak adına kesin bir yasak koymaz. Fakat bu ilke, kıskançlığı ortadan kaldırmaz. Özgürlük düşüncesi ile duygusal sahiplenme aynı kişide çatışır.

Bertha ise yalnızca iki erkek arasındaki seçimin nesnesi değildir. Kendi arzularını, korkularını ve anlaşılma ihtiyacını dile getirmeye çalışır. Richard’ın ahlaki deneyinin bedelini taşıdığını fark eder. Oyunun gerilimi, özgürlüğün başkasına verilen soyut bir izin mi yoksa karşılıklı güven içinde yaşanan bir ilişki mi olduğu sorusundan doğar.

Robert Hand ve arzu

Gazeteci Robert Hand, Richard’ın eski arkadaşı ve Bertha’ya ilgi duyan kişidir. Onun yaklaşımı oyundaki aşk üçgenini harekete geçirir; ancak Robert basit bir kötü karakter değildir. Dostluk, hayranlık, rekabet ve arzu arasında gidip gelir. Richard’a yakınlığı Bertha’ya yönelişini daha da karmaşıklaştırır.

Robert’ın sözleri çoğu zaman kesin niyetten çok olasılık üretir. Bertha ile buluşma arzusu gerçek olsa da bunun sevgi, fetih veya Richard’la rekabet anlamına gelip gelmediği açık değildir. Joyce karakterleri tek bir psikolojik açıklamaya kapatmaz; söz ile niyet arasındaki boşluğu oyunun ana gerilim araçlarından biri yapar.

Beatrice Justice ve geçmiş

Beatrice Justice, Richard’ın düşünsel yakınlık kurduğu ve geçmişte duygusal bağ taşıdığı kişidir. Robert’ın kuzeni olan Beatrice, ilişkiler ağını simetrik hâle getirir: Bertha ile Robert arasındaki olasılığın karşısında Richard ile Beatrice’in açıklanmamış yakınlığı durur. Böylece kıskançlık tek yönlü bir suçlama olmaktan çıkar.

Beatrice’in varlığı, Richard’ın özgürlük söyleminin kendi geçmişiyle sınanmasını sağlar. Richard Bertha’dan açıklık beklerken kendi duygusal bağlarını ne ölçüde şeffaf yaşadığı tartışmalıdır. Oyun, ahlaki üstünlüğü hiçbir karaktere kalıcı biçimde teslim etmez.

Kesin bilgiye ulaşamamak

Exilesın merkezindeki soru, Bertha ile Robert arasında “ne olduğu” kadar Richard’ın bunu kesin olarak bilip bilemeyeceğidir. Oyun, seyirciye rahatlatıcı bir kanıt sunmaz. Anlatılanlar, susulanlar ve sezilenler birbirini tamamlamak yerine yeni kuşkular doğurur.

Richard için belirsizlik yalnız acı veren bir eksiklik değildir; ilişkiyi canlı tutan karanlık alan hâline de gelir. Kesin sahiplikten kaçınmak isterken kesin bilginin güvenini arar. Bu çelişki, özgür sevgi idealinin psikolojik maliyetini görünür kılar.

Kıskançlık ve özgürlük

Penguin oyunu kıskançlık, kuşku ve insan arzusunun karmaşıklığı üzerine derin bir araştırma olarak sunar. Richard, kıskançlığı aşmak için Bertha’yı kontrol etmemeyi seçer; fakat kontrolün yokluğu otomatik olarak güven yaratmaz. Kişi sevdiğinin özgürlüğünü savunurken onun seçiminin sonuçlarına katlanmak zorundadır.

Bertha açısından özgürlük, Richard’ın hazırladığı bir sınav gibi görünebilir. Kendi arzusunu keşfetme imkânı ile eşinin felsefi beklentisini yerine getirme baskısı birbirine karışır. Joyce böylece özgürlük söyleminin bile güç ilişkisine dönüşebileceğini gösterir.

Özel ve kamusal ayrılık

Oyun 1912 yazında, Ulster tartışmaları nedeniyle İrlanda ve İngiltere’nin siyasal gerilim yaşadığı bir dönemde geçer. Penguin bu arka planın hem kamusal hem özel alandaki ayrışma sancılarını birbirine bağladığını belirtir. Karakterlerin birlikte kalma veya ayrılma sorusu, ülkenin birlik ve bölünme meselesiyle yankılanır.

Bu paralellik doğrudan bir siyasal alegori değildir. Richard ile Bertha belirli siyasi tarafların simgesi sayılmaz. Tarihsel arka plan, kişisel ilişkilerin dünyadan yalıtılmadığını ve aidiyet, sadakat, egemenlik gibi kavramların ev ile ülke arasında dolaştığını hissettirir.

Ibsen etkisi

Joyce gençliğinden beri Ibsen’in birey, evlilik ve toplumsal baskı üzerine kurduğu tiyatroyla ilgileniyordu. Exilesta kapalı ev mekânları, az sayıda karakter, geçmişteki sırların şimdiyi belirlemesi ve ahlaki tartışmanın gündelik konuşmalar içinden yükselmesi bu etkiyi düşündürür.

Yine de Joyce, Ibsen’i kopyalamaz. Oyun kesin bir yüzleşme ve özgürleşme sonucuna ilerlemek yerine kuşkuyu korur. Karakterlerin açıklamaları son sözü söylemez; konuşmanın altında kalan duygu, söylenen cümleden daha belirleyici olabilir.

Sessizlik ve alt metin

Oyunda büyük eylemlerden çok duraklamalar, geri çekilmeler ve eksik cevaplar önemlidir. Bir karakterin söylemediği şey, açık beyanı kadar güçlüdür. Bu nedenle Exiles yalnız okunacak değil, oyuncuların ton ve sessizliklerle anlam kuracağı bir sahne metnidir.

Harold Pinter’ın oyuna ilgisi tesadüf değildir. Pinter tiyatrosunda da gündelik konuşmanın altında tehdit, arzu ve belirsizlik birikir. Joyce’un metni, erken dönemde bu alt akıntıyı kullanarak görünürde az olayla yoğun bir psikolojik macera yaratır.

Otobiyografik izler

James Joyce Centre, oyunun Joyce’un Avrupa’daki erken sürgün deneyimleriyle ilgili önemli otobiyografik malzeme taşıdığını belirtir. Richard’ın yazar oluşu, Bertha ile resmî olmayan birlikteliği ve Dublin’e dönüşü Joyce ile Nora Barnacle’ın yaşamından izler çağrıştırır.

Bununla birlikte Richard’ı doğrudan Joyce, Bertha’yı doğrudan Nora saymak metni daraltır. Oyun yaşanmış deneyimi dönüştürür, farklı kişilere ve olasılıklara dağıtır. Otobiyografi karakterlerin tek anahtarı değil, ahlaki ve estetik soruların çıkış noktasıdır.

Başlığın anlamı

“Sürgünler” anlamındaki başlık çoğuldur. Yalnız Richard’ın kıta Avrupası’nda geçirdiği yılları anlatmaz; Bertha, Robert ve Beatrice de kendi duygusal yalnızlıklarının içinde bir tür sürgün yaşar. Aynı şehirde bulunmak, birbirinin iç dünyasına ait olmayı garanti etmez.

Başlık ayrıca kişinin kendi ideallerinden uzaklaşmasını düşündürür. Richard özgürlüğe inanır fakat kıskançlıktan kurtulamaz; Bertha sevilmek ister fakat sürekli sınanır; Robert dostluk ile arzu arasında bölünür. Her karakter aradığı bütünlükten bir ölçüde uzaktadır.

Açık son

Joyce, ilişkinin geleceğini kesin kararla bağlamaz. James Joyce Centre’ın özetlediği gibi finalde çözümden çok Bertha’nın sevgi ve anlaşılma özlemi ile Richard’ın derin yorgunluğu kalır. Seyirci, yaşananların maddi gerçeğinden emin olmadığı gibi çiftin bundan sonra nasıl yaşayacağını da bilemez.

Açık son bir eksiklik değil, oyunun düşüncesinin sonucudur. Kesinlik dayatmak, metnin özgürlük ve kuşku arasındaki çatışmasını yapay biçimde kapatırdı. Joyce, ilişkinin hakikatini tek bir itiraf veya karara sığdırmaz.

Eleştirel değerlendirme

Exilesın gücü, kıskançlığı melodramatik bir olaydan çok bilgi, sahiplik ve özgürlük sorunu hâline getirmesidir. Dört yetişkin karakter birbirinin aynası ve sınavı olur. Oyun, dürüstlük talebinin bile baskıya dönüşebileceğini ve sevginin belirsizliği bütünüyle ortadan kaldıramayacağını gösterir.

Metnin sınırlılığı, konuşmaların kimi bölümlerde fazla düşünsel ve kapalı görünmesidir. Ulyssesteki şehir canlılığını veya Dublinlilerdeki toplumsal çeşitliliği arayan okur dar bir alanla karşılaşır. Fakat bu yoğunluk sahne üzerinde jest, ton ve sessizlikle açıldığında oyunun modernliği belirginleşir.

Exiles nasıl okunmalı?

İlk okumada kimin kime ne söylediği kadar hangi bilgiyi sakladığına dikkat etmek yararlıdır. Richard’ın özgürlük ilkesi ile davranışları, Bertha’nın dürüstlük arayışı ile kendini koruma çabası birlikte izlenmelidir. İkinci okumada sahne yönergeleri, duraklar ve karakterlerin birbirlerinin sözlerini nasıl değiştirdiği incelenebilir.

Oyunu yalnız “aldatma oldu mu?” sorusuna indirgemek temel gerilimi kaçırır. Daha önemli soru, sevginin kesin bilgi ve sahiplik olmadan sürüp süremeyeceği; özgürlüğün duygusal sorumlulukla nasıl bağdaştırılacağıdır.

Sık sorulan sorular

Exiles roman mı?

Hayır. James Joyce’un tamamladığı tek tiyatro eseri olan üç perdelik bir oyundur.

Oyun ne zaman yayımlandı ve sahnelendi?

1918’de Londra’da yayımlandı; ilk sahnelenişi 1919’da Münih’te gerçekleşti.

Exiles otobiyografik mi?

Joyce’un sürgün yaşamı ve Nora Barnacle ile ilişkisiyle bağlantılı izler taşır; ancak karakterler gerçek kişilerin birebir kopyaları değildir.

Kaynaklar ve ileri okumalar