Uzun gece nasıl geçer başka türlü
Hülyâlara haydi dedim fırsat
Hülyâlar beni başka âlemlere götürdü.
Bir Uzak-Doğu şehrinde buldum kendimi
Arabacı çekçeğini sürdü
Geçtim Tibet’e
Dalay-Lama borusunu üfürdü
Bir tepe:
Everest.
Altımdaki dağlar nokta kadar
Vahşi ve hür bir türküyü
Söylüyordu rüzgâr.
Bir şimşek hızla aktı yanımdan
Bu da iş mi
Hülyâların seccadesinde
Benim gibi gitmiş mi?
İndim bir başka diyâra
Unuttum şimdi neresi
Hep varlıkları gördüm
Darlık yok gibi dünyada.
Bir güzelim şehir
Gökyüzü berrak
Evlerinde
Mesut insanlar kaynaşır.
Lambamı yaktım ki
Sisli İstanbul, çıplak oda
Yok içinde gördüklerimin biri
Güldüm: Ben kim oluyorum da
Yazıyorum hülyâların şiirini.
