Bir kez yüzün gören senin ömrünce hîç unutmaya
Tesbîhi sensin dilinde ayruk nesne eyitmeye
Tâatına duran zâhid nazarına erer ise
Tesbîhini unudup ol ayruk secde de etmeye
Ağzına şeker aluban gözleri sana tuş olan
Unuda şekerini ayruk çiğneyüben yutmaya
Yüzün şöyle berk vurur cümle mülk aydın olur
Ayın on dördü gecesi senden sebak etmeye
Ben seni sevdiğim için eğer bahâ derler ise
İki cihân mülkün verem dahi bahâsı yetmeye
İki cihân dopdolu bâğ u bostân olur ise
Senin kokundan iyi gül bostân içinde bitmeye
Gül ü reyhânın kokusu âşık ile mâşûkadır
Âşık olanın mâşûku hergiz ögünden gitmeye
İsrâfil sûrın üricek mahlûkât durugelicek
Senin ününden artuk hîç kulağım işitmeye
Zühre yere inübeni sâzın nüvaht eyler ise
Âşıkın işreti sensiz gözü ol yana gitmeye
N’ider âşık hânumânı sensiz cihânı yâ cânı
İki cihân fedâ sana kimsene gümân tutmaya
Sekiz Uçmağ’ın Hûrîsi eğer bezenip geleler
Senin sevginden özgeyi gönlüm hîç kabûl etmeye
Bu dünyada ne ola kim âhiretde ol olmaya
Hûri’yle Gılmân gelicek âşık elin uzatmaya
Yûnus seni seveliden beşâret oldu cânına
Her dem yeni dirlikdedir hergiz ömrün eskitmeye
