Hokus Pokus, Kurt Vonnegut’ın 1990’da yayımlanan ve Vietnam gazisi Eugene Debs Hartke’ın hapishanede kaleme aldığı parçalı anılar biçiminde kurulan romanıdır. Özgün adı Hocus Pocus olan eser; savaş, ırkçılık, eğitim, ceza sistemi, sınıf eşitsizliği, sanayisizleşme ve bireysel sorumluluk sorunlarını kara mizahla bir araya getirir.
Hokus Pokus romanının konusu
Eugene Debs Hartke, West Point mezunu eski bir subaydır. Vietnam Savaşı’na katılmış, daha sonra New York eyaletindeki Tarkington College’da öğretmenlik yapmıştır.
Üniversitenin karşı kıyısında büyük bir hapishane bulunur. Kurumlar arasındaki fiziksel yakınlık, eğitim ile ceza, ayrıcalık ile dışlanma arasındaki toplumsal mesafeyi görünür kılar.
Hapishaneden kitlesel kaçış yaşandığında Eugene olayların merkezine sürüklenir ve suçlanır. Roman, onun farklı kâğıt parçalarına yazdığı notların sonradan sıralanmasıyla oluşmuş gibi sunulur.
Yayımlanma ve Türkçe baskı
Penguin Random House’un Hocus Pocus eser kaydı, Eugene’i Vietnam gazisi, caz piyanisti, üniversite öğretmeni ve yaklaşan felaketleri öngören bir anlatıcı olarak tanımlar.
Roman Türkiye’de Dost Kitabevi Yayınları tarafından Ali Öktem çevirisiyle “Hokus Pokus” adıyla yayımlanmıştır. Dönemin Cumhuriyet Kitap katalog yazısı, Türkçe baskıyı ve Eugene’in notlardan oluşan anlatısını kaydeder.
Türkçe başlık özgün adın ses karşılığını korur. Kitaptaki “hokus pokus”, göz boyayan söylemler ile sonuçları gizlenen kurumsal işlemler için uygun bir simgedir.
Eugene Debs Hartke karakteri
Eugene kendisini yalnız kurban olarak sunamaz. Savaşa katılmış, insan öldürmüş, evlilik dışı ilişkiler yaşamış ve uzun süre ayrıcalıklı kurumların parçası olmuştur.
Anlatıcının adı Amerikan sosyalisti Eugene V. Debs’i çağrıştırır; fakat karakterin hayatı tutarlı bir siyasi örnek oluşturmaz. İsim ile davranış arasındaki gerilim romanın ironisini artırır.
Eugene geçmişini açık sözlülükle anlattığını iddia eder. Yine de hangi ayrıntıları seçtiği, nasıl sıraladığı ve kendisini ne ölçüde haklı çıkardığı sürekli sorgulanmalıdır.
Parçalı anlatım tekniği
Roman düzenli defter sayfaları yerine zarflar, ilanlar ve çeşitli kâğıt parçalarına yazılmış kısa bölümlerden oluşur. Bir editör figürü bu parçaları numaralayarak okura sunduğunu belirtir.
Bu kurgu Eugene’in dağılmış hayatıyla uyumludur. Savaş, aile, üniversite ve hapishane anıları kronolojik güvence içinde değil, çağrışımlar aracılığıyla birleşir.
Parçalı yapı yalnız biçim oyunu değildir. Tarihin ve bireysel sorumluluğun tek, temiz bir hikâyeye dönüştürülmesine karşı çıkar.
Güvenilmez anlatıcı
Eugene sayıların ve çıplak gerçeklerin dürüstlük sağlayacağına inanır. Fakat hesap tutmak ahlaki yorumun yerini alamaz.
Anlatıcı bazen kendisini olayların sürüklediği sıradan insan gibi gösterir; bazen de başkalarının ikiyüzlülüğünü keskin biçimde teşhis eder. Bu iki konum arasındaki geçiş onun güvenilirliğini karmaşıklaştırır.
Okur, Eugene’in söyledikleri kadar sustuklarına ve kullandığı savunma diline de dikkat etmelidir.
Vietnam Savaşı
Eugene’in askerlik geçmişi romanın ahlaki merkezlerinden biridir. Savaş resmî söylemde görev ve strateji olarak anlatılırken bireysel deneyimde ölüm, korku ve rastlantı üretir.
Askerî kurum şiddeti görev tanımı içinde normalleştirir. Eugene savaştan döndüğünde yaptığı eylemlerle gündelik sivil ahlak arasındaki çelişkiyi taşımaya devam eder.
Roman savaşın bitişini geçmişte kalmış olay saymaz. Eğitim, aile, cinsellik ve otorite ilişkileri üzerinde süren bir yapı olarak ele alır.
Eğitim kurumu
Tarkington College ayrıcalıklı ailelerin öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklarına hizmet eder. Kurum koruyucu bir alan sunarken sınıfsal ayrıcalığı yeniden üretir.
Diploma ve akademik unvan, bilgi kadar toplumsal konum işaretidir. Eugene’in askerî deneyimi onu öğretmenliğe hazırlamasa da bağlantıları sayesinde kuruma girebilir.
Vonnegut eğitimi bütünüyle değersizleştirmez. Eğitimin kimin için erişilebilir olduğu ve eleştirel düşünce yerine statü üretip üretmediği üzerinde durur.
Üniversite ve hapishane karşıtlığı
Gölün iki yakasındaki üniversite ile hapishane, Amerikan toplumunun iki sınıflandırma mekanizmasıdır. Biri kişileri başarılı ve ayrıcalıklı, diğeri suçlu ve dışlanmış olarak ayırır.
Bu kurumlar göründükleri kadar zıt değildir. İkisi de duvarlar, kurallar, hiyerarşi ve gözetim üzerinden işler.
Hapishane kaçışı sırasında mekânsal sınırın kırılması, toplumun ayırdığı sınıfların zorla karşılaşmasına neden olur.
Ceza sistemi
Roman suçun yalnız bireysel kötülükten doğduğu düşüncesini sorgular. Yoksulluk, ırkçılık, eğitimsizlik ve ekonomik dışlanma cezaevindeki nüfusun oluşumunda belirleyicidir.
Özel çıkar ile kamu gücü arasındaki ilişki, hapishanenin insanları iyileştirmekten çok depolayan bir kuruma dönüşmesini sağlar.
Kaçış sonrasında yaşanan şiddet, sistemin uzun süre biriktirdiği eşitsizliğin ani patlamasıdır; fakat roman bu şiddeti romantikleştirmez.
Irkçılık
Hapishanedeki siyah nüfus ile üniversitedeki beyaz ayrıcalık arasındaki karşıtlık tesadüf değildir. Hukuk ve eğitim kurumları tarihsel ırk ayrımını farklı biçimlerde sürdürür.
Eugene kendisini açıkça ırkçı saymasa da içinde yaşadığı düzenin faydalarından yararlanır. Bireysel iyi niyet yapısal eşitsizliği ortadan kaldırmaz.
Library of America’nın Vonnegut edisyonu tanıtımı, romanın ırkçılık, ifade özgürlüğü, çevresel kriz, sanayisizleşme ve küreselleşme gibi güncelliğini koruyan sorunları işlediğini vurgular.
Sınıf ve ekonomik dönüşüm
Romanın çevresindeki eski sanayi bölgesi ekonomik gücünü kaybetmiştir. İş olanakları azalırken servet ve karar gücü dar bir grupta toplanır.
Üniversite öğrencileri aile kaynakları sayesinde korunur; hapishanedeki insanlar ise başarısızlığın bütün sorumluluğunu bireysel olarak taşımaya zorlanır.
Vonnegut, toplumsal sonuçları “yetenek” veya “suç” etiketleriyle açıklayan kolay hikâyelerin arkasındaki ekonomik yapıyı görünür kılar.
Şirketler ve küreselleşme
Yerel kurumların sahipliği ve yönetimi uzak ekonomik güçlerin eline geçer. Bir yerin insanları kararların sonuçlarını yaşarken karar sürecine katılamaz.
Bu durum romanda yabancı düşmanlığına dayalı basit bir eleştiri değildir. Sorun sermayenin milliyetinden çok, sorumluluk ile yetkinin birbirinden ayrılmasıdır.
Küresel ekonomi gündelik hayatı değiştirir; fakat şirket dili bu değişimi doğal ve kaçınılmaz gösterir.
Özgürlük ve sorumluluk
Eugene hayatındaki birçok olayı şans, kurum veya başkalarının kararıyla açıklar. Bunlar gerçek etkenlerdir; ancak kişisel seçimi bütünüyle silmez.
Roman özgür iradeyi sınırsız bağımsızlık gibi sunmaz. İnsan dar koşullar içinde bile bazı kararlar verir ve sonuçlarıyla ilişki kurmak zorundadır.
Bu tema Otomatik Piyanodaki sistem ile birey çatışmasını daha karanlık ve tarihsel bir zeminde sürdürür.
Hokus pokus simgesi
Hokus pokus, dikkat başka yere çekilirken yapılan işlemi gizleyen sahne sözüdür. Romanda siyaset, savaş ve şirket yönetimi karmaşık sonuçlarını etkileyici açıklamalarla örter.
İnsan öldürmek savaşta kahramanlık, kitlesel hapis güvenlik, eşitsizlik liyakat, iş kaybı ekonomik zorunluluk olarak yeniden adlandırılabilir.
Vonnegut dilin bu dönüştürücü gücünü teşhir eder. Sözcük değiştiğinde gerçek zarar ortadan kalkmaz.
Kara mizah
Roman ağır konularını kısa cümleler, beklenmedik karşılaştırmalar ve kuru bir anlatıcı sesiyle işler. Mizah, okurun ahlaki rahatlığını bozmak için kullanılır.
Bir durum komik göründüğü anda arkasındaki ölüm veya eşitsizlik belirir. Aynı olay hem saçma hem acı verici olabilir.
Bu ikili ton, Mezbaha Beşteki savaş karşıtı anlatımla akrabadır; fakat burada ceza ve eğitim kurumları daha belirgin yer tutar.
Başlığın anlamı
Başlık yalnız roman içindeki aldatmacalara değil, anlatının kendisine de gönderme yapar. Eugene dağınık kâğıtları bir hayat açıklamasına dönüştürürken okurun dikkatini yönlendirir.
Okur da bütün parçaların sonunda kesin gerçek ortaya çıkacağını bekler. Roman bu beklentiyi bozar; geriye çelişkili fakat anlamlı bir tanıklık kalır.
Edebiyatın “numarası” gerçeği yok etmek değil, normal görünen düzeni başka açıdan görünür kılmaktır.
Hokus Pokus nasıl okunmalı?
Olayları ilk aşamada kesin kronolojiye yerleştirmek yerine tekrar eden kurumlar ve temalar izlenebilir. Savaş, okul ve hapishane bölümleri birbirini yorumlar.
Eugene’in kendisini nasıl tanımladığı ile davranışlarının gösterdiği kişi arasındaki fark not edilmelidir. Anlatıcıya bütünüyle inanmak da onu bütünüyle reddetmek de metni daraltır.
Romanın 1990 bağlamı önemlidir; ancak özel hapishaneler, eşitsiz eğitim ve sanayisizleşme hakkındaki soruları güncelliğini korur.
Eser neden önemlidir?
Hokus Pokus, Amerikan kurumlarını tek bir kahramanın parçalı yaşamı içinde buluşturur. Savaşta uygulanan şiddet, okulda üretilen ayrıcalık ve hapishanede sürdürülen dışlama aynı toplumsal düzenin parçaları olarak görünür.
Roman okura kolay bir masumiyet alanı bırakmaz. Eugene hem düzenin aracı, hem eleştirmeni, hem de sonuçlarından zarar gören kişidir.
Vonnegut’ın kara mizahı, soyut siyasi sorunları insan davranışı ve dilindeki çelişkiler üzerinden anlaşılır kılar.
Sonuç
Kurt Vonnegut’ın Hokus Pokus romanı; Eugene Debs Hartke’ın savaş, öğretmenlik ve hapis deneyimleri aracılığıyla ırkçılık, sınıf, ceza, eğitim ve sorumluluk sorunlarını inceler.
Parçalı biçimi ve güvenilmez anlatıcısı, temiz ve tek yönlü tarih anlatılarına direnç gösterir. Diğer incelemelere Kurt Vonnegut eserleri arşivinden ulaşabilirsiniz.
