Cormac McCarthy – Cities of the Plain (Eser İncelemesi)

Cities of the Plain incelemesi; Cormac McCarthy’nin John Grady ve Billy üzerinden aşk, dostluk, sınır, kovboy miti, modernleşme ve trajediyi çözümler.

Cities of the Plain, Cormac McCarthy’nin Sınır Üçlemesi’ni tamamlayan 1998 tarihli romanıdır. Önceki kitapların kahramanları John Grady Cole ile Billy Parham’ı 1952’de New Mexico’daki bir çiftlikte buluşturur. John Grady’nin Ciudad Juárez’de yaşayan Magdalena’ya duyduğu aşk, kaybolan kovboy dünyası, sınır şiddeti, dostluk ve kader sorunlarını klasik trajedinin kaçınılmazlığıyla birleştirir.

Cities of the Plain nasıl bir romandır?

Eser modern Western, aşk trajedisi ve bir çağın sona erişini anlatan ağıttır. Üçlemenin ilk iki kitabında ayrı yolculuklar yaşayan John Grady ile Billy artık aynı çiftlikte çalışır; fakat çevrelerindeki dünya kovboy hayatına giderek daha az yer bırakır.

Roman önceki kitapların geniş yol anlatılarını daha sıkı bir olay örgüsünde birleştirir. John Grady’nin kurtarma arzusu ile Billy’nin temkinli deneyimi çatışırken kişisel idealizm, modernleşen sınır düzeninin sert gerçekleriyle karşılaşır.

Yayın ve seri bilgileri

Cities of the Plain ilk kez 1998’de yayımlanmıştır. Penguin Random House’un resmî eser sayfası, Vintage baskısını 304 sayfa ve 9780679747192 ISBN numarasıyla kaydeder.

Pan Macmillan’ın resmî sayfası, romanı Sınır Üçlemesi’nin sert ve kaçınılmaz sonu olarak tanımlar. Kitap, All the Pretty Horses ile The Crossingde başlayan iki karakter çizgisini aynı anlatıda tamamlar.

John Grady Cole ve Billy Parham

John Grady atlara, çiftlik hayatına ve kişisel sadakate güçlü biçimde bağlıdır. Dünyayı doğru davranış ve kararlılıkla değiştirebileceğine inanır. Billy ise yaşadığı kayıplar nedeniyle daha kuşkucu ve sonuçları öngörmeye çalışan bir karakterdir.

Aralarındaki yaş ve deneyim farkı dostluklarını hiyerarşiye dönüştürmez. Billy, John Grady’yi korumak ister; fakat arkadaşının seçimlerini engelleme hakkını kendinde bulamaz. Bu gerilim romanın duygusal merkezidir.

1952 New Mexico’su

Çiftlik hayatı at sürme, hayvan bakımı, açık arazi ve ateş başında anlatılan hikâyelerle sürer. Fakat bu düzen kalıcı değildir. Büyük işletmeler, askerî tesisler ve bürokratik modernleşme küçük çiftliklerin alanını daraltır.

Kuzeyde Alamogordo deneme sahaları, güneyde El Paso ile Ciudad Juárez bulunur. Kovboyların yaşadığı arazi böylece nükleer çağ, büyüyen kentler ve ulusal sınır denetimi arasında sıkışır.

Kaybolan kovboy dünyası

Kovboyluk romanda yalnız meslek değil, hareket, beceri, dayanışma ve kişisel onur üzerine kurulu hayat biçimidir. John Grady bu dünyanın geleceği olduğuna inanmak ister.

Romanın kovboy erkekliğini inceleyen akademik çalışma, kahramanların sınırın artık kovboylara ait olmadığı gerçeğiyle yüzleştiğini belirtir. Modern Batı, askerî tesislerin, büyük şirket çiftliklerinin ve bürokrasinin alanına dönüşmektedir.

John Grady ile Magdalena’nın aşkı

John Grady, Ciudad Juárez’de çalışan Magdalena’ya âşık olur. Genç kadını kurtarıp onunla yeni bir hayat kurma isteği, kahramanın sevgi ve adalet anlayışını tek bir plana bağlar.

Ancak Magdalena yalnız kurtarılmayı bekleyen simge değildir; geçmişi, korkuları ve kendi iradesi vardır. John Grady’nin iyi niyeti, kadının içinde bulunduğu şiddet düzeninin toplumsal ve ekonomik gücünü tek başına ortadan kaldıramaz.

Kurtarma anlatısının eleştirisi

Western geleneğinde kahraman çoğu kez güçsüzü kurtarır ve adaleti kişisel cesaretiyle sağlar. Roman bu kalıbı kurar, sonra sınırlarını açığa çıkarır.

John Grady ahlaki olarak samimidir; fakat karşısındaki düzen yalnız tek kötü kişiden ibaret değildir. Yoksulluk, cinsiyet, sınır ekonomisi ve suç ağı birbirini besler. Kahramanca karar sonuç üzerinde mutlak egemenlik sağlamaz.

Eduardo ve şiddet düzeni

Eduardo, Magdalena üzerindeki iktidarı ve John Grady’nin planının önündeki tehdidi temsil eder. İncelikli konuşması ile acımasız eylemleri arasındaki fark, şiddetin her zaman kaba görünmediğini gösterir.

Onun dünyasında insanlar sahip olunabilecek veya kullanılabilecek varlıklardır. John Grady’nin kişisel onur anlayışı bu düzenle uzlaşamaz; çatışma yalnız iki erkek arasında değil, insan değerine ilişkin iki görüş arasındadır.

Dostluk ve sadakat

Billy, John Grady’nin planını tehlikeli bulsa da onu bütünüyle yalnız bırakmaz. Sadakat burada arkadaşın her kararını doğru saymak değil, sonuçlar ağırlaştığında yanında olmaktır.

Roman dostluğu romantik sözlerden çok eylemlerle gösterir. Billy’nin deneyimi onu kaderci yapmış olabilir; yine de başkasının acısına sırt çevirmemeyi seçer.

Erkeklik ve kırılganlık

Kovboy miti bağımsızlık, fiziksel güç ve duygusal suskunlukla ilişkilidir. John Grady ile Billy bu özellikleri taşır; fakat kayıp karşısında kırılganlıkları da görünür olur.

Akademik inceleme, romandaki yaralı erkekliği ve yetişkin Western kalıplarını çözümleyerek kahramanların kovboy hayatının bir mite dayandığını fark ettiğini savunur. Güç, değişen tarih karşısında kontrol garantisi değildir.

Trajedi ve kaçınılmazlık

Okur tehlikeyi erken fark eder; karakterler de yaklaşan felaketi sezebilir. Buna rağmen olaylar durmaz. Trajik etki, sonucun bilinmemesinden değil, doğru veya iyi niyetli eylemlerin felaketi önlemeye yetmemesinden doğar.

John Grady’nin kusuru kötülük değil, dünyayı kendi ahlaki kararlılığına göre düzenleyebileceğine duyduğu sınırsız güvendir. Bu idealizm onu değerli ve savunmasız kılar.

Sınır şehirleri

El Paso ile Ciudad Juárez birbirine yakın, fakat hukuk, ekonomi ve yaşam imkânları bakımından farklı şehirlerdir. İnsanlar sınırı iş, eğlence, kaçış veya umut için aşar.

Başlıktaki “ovadaki şehirler” ifadesi yalnız coğrafyayı değil, kutsal metinlerdeki yıkım ve ahlaki çöküş çağrışımlarını da taşır. Modern kent, vaat ile tehlikeyi aynı anda barındırır.

Doğa ve modernleşme

Atlar, çöl ve açık gökyüzü McCarthy’nin şiirsel dilinde büyük yer tutar. Ancak doğa artık sınırsız değildir; çitler, yollar, askerî alanlar ve ekonomik mülkiyet tarafından bölünür.

Roman modernleşmeyi yalnız ilerleme veya yalnız yıkım diye anlatmaz. Değişimin kaçınılmazlığını kabul ederken bir bilgi, emek ve yaşam biçiminin kayboluşuna ağıt yakar.

Dil ve anlatım

McCarthy sade diyalogları lirik doğa betimlemeleriyle birleştirir. Noktalamanın azaltıldığı konuşmalar gündelik ritmi korurken uzun cümleler manzaraya tarihsel ve kutsal bir derinlik kazandırır.

İspanyolca ifadeler sınır dünyasının iki dilliliğini taşır. Okurun zaman zaman eksik anlaması, karakterlerin diğer kültürle karşılaşmasındaki mesafeyi paylaşmasını sağlar.

The Crossing ile bağlantı

The Crossing, Billy’nin kurdu Meksika’ya götürmesiyle başlayan kayıp ve kardeşlik yolculuğunu anlatır. Üçüncü romandaki temkinli tavrı bu geçmişten doğar.

The Crossing incelemesi, Billy’nin gençlik deneyiminin John Grady ile dostluğunu ve kader karşısındaki tutumunu nasıl biçimlendirdiğini gösterir.

O Güzel Atlar ile bağlantı

John Grady ilk romanda kaybolan çiftlik dünyasının peşinden Meksika’ya gider; aşk, hapis ve şiddetle karşılaşır. Son kitapta aynı idealizm daha olgun, fakat hâlâ tehlikeli bir biçimde geri döner.

O Güzel Atlar incelemesi, John Grady’nin aşk ve onur anlayışındaki sürekliliği değerlendirmeye yardımcı olur.

İhtiyarlara Yer Yok ile karşılaştırma

İhtiyarlara Yer Yok aynı sınır bölgesini daha sonraki dönemde uyuşturucu ekonomisi ve modern suç üzerinden anlatır. Kovboy düzeninin yerini yeni, daha kişiliksiz bir şiddet almıştır.

İhtiyarlara Yer Yok incelemesi, değişen sınır tarihini ve eski ahlak kodlarının modern şiddet karşısındaki yetersizliğini karşılaştırmayı sağlar.

Eseri okurken nelere dikkat edilmeli?

  • Modernleşme: Çiftlik hayatını hangi kurumlar ve ekonomik güçler daraltıyor?
  • Dostluk: Billy’nin sadakati onay ile sorumluluk arasında nasıl konumlanıyor?
  • Kurtarma: John Grady’nin iyi niyeti hangi toplumsal gerçekleri göremiyor?
  • Erkeklik: Kovboy gücü ile duygusal kırılganlık nasıl yan yana geliyor?
  • Trajedi: Kaçınılmazlık duygusu hangi kararlarla büyüyor?

Okuma ve tartışma soruları

  1. John Grady’nin planı cesaret mi, gerçekliği reddeden idealizm mi?
  2. Billy arkadaşını korumak için ne ölçüde müdahale etmeliydi?
  3. Roman kovboy mitini tamamen reddeder mi, yoksa ona ağıt mı yakar?
  4. Magdalena’nın konumu sınır ekonomisinin hangi eşitsizliklerini gösterir?
  5. Üçlemenin finali ilk iki romanın kader ve kayıp temalarını nasıl tamamlar?

Kimlere önerilir?

Eser; Cormac McCarthy’nin modern Westernlerini, Sınır Üçlemesi’ni, trajik aşk anlatılarını, kovboy mitinin çözülüşünü, dostluk ve değişen Amerika temalarını seven okurlara önerilir. Karakter geçmişlerinin tam anlaşılması için önceki iki romanın okunması yararlıdır.

Yazarın diğer eserlerine Cormac McCarthy eserleri arşivinden, bütün çözümlemelere Eser İncelemeleri arşivinden ulaşılabilir.

Eserin edebî önemi

Cities of the Plain, iki ayrı büyüme hikâyesini bir araya getirerek Sınır Üçlemesi’ni kişisel ve tarihsel düzeyde tamamlar. John Grady ile Billy’nin dostluğu, yok olan kovboy dünyasının iki farklı ahlaki tepkisini temsil eder.

Roman Western türünün kahramanlık kalıplarını klasik trajediyle dönüştürür. Bireysel cesaretin büyük ekonomik ve tarihsel güçleri yenemediğini gösterirken sadakat, merhamet ve onuru yine de değersizleştirmez.

Sonuç

Cities of the Plain, çiftlik hayatının son günlerinde John Grady Cole ile Billy Parham’ın dostluğunu ve Magdalena’yı kurtarma girişimini anlatır. Aşk ile sadakat, modern sınır düzeninin şiddeti karşısında sınanır.

Üçleme bir fetih veya başarı duygusuyla değil, kaybolan dünya için ağıtla sona erer. McCarthy eski Batı mitini romantikleştirmeden, o mitin taşıdığı beceri, bağlılık ve özgürlük arzusunun modern çağda neden barınamadığını gösterir.