Vapur – Aydın Hatipoğlu

Seherdir
Sokaklarda kendine şaşan tek tük ayak sesleri
Kimi kez tarlalar sürer gibi
Dalıp gider çizgisine cıgara dumanının.

Bir vapur kalkar istanbuldan
Her yanı istanbul olan bir vapur
Döner çark
Döner çıkrık
Canavar düdükleri
Polis düdükleri
Ve vapur
Uzak
Buruk
Kanar yüreğinde yanık bir sevda türküsü
Yüreği
Kırık
Sanki yenicamide bir güvercin vurulur
O saat venedikte güvercinler.

Elleri ne kadar güvercin
Birbirine bağlanıyor
Gözleri özgür
Bıyıkları gür
Çığlık çığlığa martılar
Çark çark
Çıkrık çıkrık
Çark çıkrık
Çıkrık çark
Bir vapur köpük köpük rıhtımdan ayrılıyor
Bir vapur telaş telaş
Tırnaklarım avucumu deliyor
Cıgaramı çiğniyorum apacı
Dönen dünyadır bu gıcırtıda
Duyulur
Kara vagonlarda hiçlenen bir serserinin
Bütün bunaltısını yüklediği bir vapur
Bir vapur
Bir kelepçe
Bir abdülhamit
Dönüp bakmıyor yedi on yolcuları elleri simit.

Seherdir
Kendine şaşan tek tük ayak sesleri
Doldurur sokakları
Kuşlar daha karışmamıştır şehrin gürültüsüne
Ağaçlar daha bir ağaçtır bu saatlerde
Uzak uzak yankılanır su sesleri
Uzak uzak kurbağalar.

Seherdir
Yiğitlere su vermekten döner kızlar
Bir kadın uykudadır
Bir kadın uyanık
Bütün bardakları sevgiyle doldurup
Yüreklerine akıtıyorlar
Sonra bütün yüreklerini sevgiyle doldurup
Hayır diyorlar
Pişman değiliz
Vapura telaş telaş bindiriliyorlar
Vapur baştan başa istanbul
Bir vapur
Bir kelepçe
Bir istanbul
Döner çark
Döner çıkrık
Çark çark
Çıkrık çıkrık
Çark çıkrık
Çıkrık çark
Bir kadın
Yüreği kırık
Gözleri özgür ya bu çok önemli
Başka hiçbir durumda bir insanın gözleri
Böyle özgür olamaz
Ve başka hiçbir durumda bir insanın gözleri
Bir selamı böyle sıcak alamaz
Gün doğar
Kimseleri şaşırtmadan yeşerir kavga
Bir umut
Bir çığlık
Bir yenilgi
Bir kadın bir çocuğu büyütür usulca
Nasıl büyütür kimseler bilmez
Nasıl sarar sevgilerle
Nasıl besler umutlarla
Kimseler bilmez
Bir yokluğu bir yokluğa katarak
Höllüğünü ince eler büyütür.

Bir vapur
Ayırır anayı yavrusundan
Bir vapur bir tel örgü bir istanbul
Canavar düdükleri havada vızıldar
Bir ananın süt damarı sızılar
Yavrum yavrum
Başörtüsünde ömürlük çilelerin dokuması
Bir kahramanlıktır analık
Bir mermeri yontar gibi sabırla
Değişen dünyadır yeşeren kavgada.

Share:

Author: Şaban GÜRTUNA

1952 yılında Balıkesir – Sındırgı – Osmanlar Köyü’nde doğdu. İlkokulu bu köyde okudu. İlkokulu bitirdikten sonra iki yıl ailesine tarım işlerinde yardım etti. Sonra okumaya karar verdi.1964 yılında yatılılık sınavını kazanarak Savaştepe İlköğretmen Okulu’na girdi. 1971’de okulu bitirip Kars – Arpaçay İlçesi, Akyaka Nahiyesi – Süngüdere (Kızıltaş) Köyü İlkokulu Öğretmenliğine atandı. 1974 yılında evlendi.Kars ilinde 2 yıl zorunlu hizmetini tamamladı. Sonra aynı ilde er öğretmen olarak askerlik hizmetini yaptı. Balıkesir – Sındırgı İlçesi Osmanlar Köyü’nde 3 yıl, Manisa Merkez – Süngüllü Köyü’nde 1 yıl, Saruhanlı – Koldere Kasabası’nda 13 yıl, Akhisar ilçe merkezinde 7 yıl olmak üzere, toplam 28 yıl görev yaptıktan sonra 1999 yılında emekli oldu. Bir kız, bir erkek iki çocuk babasıdır.Şiir yazmaya öğretmen okulu yıllarında başladı. Belirli Gün ve Haftalarla ilgili “Bir Eylül Sabahı”, “Gediz”, “Ana Hasreti”, “Atatürk”, “Orman” şiirleri birçok şiir sitesinde yayınlanmıştır. Halen “www.babaminsiirdefteri.com” adlı şiir sitesinde editörlük yapmaktadır.Doğa fotoğrafları çekmek, onları sosyal paylaşım sitelerinde sevdikleriyle paylaşmak, bulmaca çözmek, doğa yürüyüşleri yapmak hobileri arasındadır.ESERLERİ / ŞİİRLERİ – Rüzgarlı Tepe (I. Basım - Özel)