Uyan Ey Türkoğlu – Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu

Er meydanlarından çekilir oldun
Çorak iklimlere ekilir oldun
Eğilmek bilmezdin bükülür oldun…
Sürer mi bu gaflet; daha kaç sene?
Uyan ey Türk uyan! Uyumak nene?

Boşaldın boşaldın.. Dolabilmedin,
Gidişin o gidiş.. Gelebilmedin…
Döktüğün kanları alabilmedin…
Şah damarlarına yapışan kene
Sömürür mü seni; daha kaç sene?
Bakın şu Oğuz’un torunlarına;
Kara taş bağlamış karınlarına!
Umutsuz gözlerle yarınlarına
Bakarlar mı dersin; daha kaç sene?
Uyan ey! … Kendine dönmeyi dene!

Eski sandıklarda harsın, tören ey!
Hain, çaşıt dolu; yanın, yören ey!
Bağlı tutsak sanır seni gören ey!
Bu böyle sürer mi; daha kaç sene?
Uyan ey! … Kendine dönmeyi dene.

Bak ne der Oğuz Han, Alparslan, Tuğrul:
Ey Bozkurtlar soyu! Yerinden doğrul!
Silkin! … Öz mâyanla yeniden yoğrul!
İnsanlığı nûra kavuştur yine
Uyan ey! … Kendine dönmeyi dene.

Acunda ne varsa kurudan, yaştan
Al Dede Korkut’tan, Hacı Bektaş’tan
Malazgirt ufkuna doğ yeni baştan…
Dilerim Tanrı’dan bu devran döne,
Uyan ey Türk! … Uyan! Uyumak nene?

Seni aldatmasın ‘Batı’ denilen,
Onun mayasıdır ‘katı’ denilen,
Onun iç yüzüdür ‘kötü’ denilen…
Odur özsuyunu sömüren kene!
Sen uyan; onu da düşün!
Kaç parçaya bölmüşler seni?
Sonsuz bir sahraya salmışlar seni…
Kanadını kırıp yolmuşlar seni..
Kalk, doğrul yerinden! Yürü, geç öne!
Uyan ey! … Kendine dönmeyi dene.

Yıkıldın, yakıldın: ‘devrim’ dediler,
Soysuzlaştırıldın ‘evrim’ dediler,
Bozkurta it, ite ‘yavrum’ dediler..
Kalk, doğrul yerinden! Yürü, geç öne!
Uyan ey! … Kendine dönmeyi dene.

Türk Bilge Kağan der ‘İşitin beni!
Benim çağlar aşan, benim en yeni.
Ey Türk! Bir gün gaflet basarsa seni
Gönül ver, kulak tut bendeki üne,
Uyan Ey! Kendine dönmeyi dene! ‘

‘Üstten gök basmayıp yer çökmeyince
Hainler türeyip bel bükmeyince
Seni gafil bulup kan dökmeyince
Türk’ün bir düşmanı çıksa da bine
İlini, töreni bozamaz yine! ‘

Köklerinden koptu okumuşların,
Batıyı put yaptı okumuşların,
Yaptığına taptı okumuşların…
Ey Türk! Kendine dön! Yad, yaban nene
Kalk, doğrul yerinden, yürü geç öne!

Dinle! Dövülmekte… Çağrı kösleri,
Dinle! Yakındadır… Ayak sesleri,
Bozkurtların sıcak, hür nefesleri
Ufkunu doğudan sarsın da yine
Kalk! Doğrul yerinden! Yürü, geç öne!

Sen, Oğuz Ata’nın has milleti, sen!
Sen, son Peygamberin has ümmeti, sen!
O seni boğmadan, boğ zilleti sen! …
Uyan! Ey Türk oğlu! Uyumak nene?
Kalk, doğrul yerinden! Yürü, geç öne!

Medet ummaya gör kızıl surattan,
Seni mahrum koyar aşktan, muraddan,
Çağla Sakarya’dan, kükre Fırat’tan..
Kara, kızıl, sarı.. Sür, topla yine;
Bunlardır özünü sömüren kene!

Destanlar yazılır, şanına lâyık,
Yine de erişmez ününe lâyık,
Olursan soyuna, dinine lâyık…
Geçer bu gafletin; sürmez çok sene,
Uyan ey Türk oğlu! Uyumak nene?

Default image
Şaban GÜRTUNA
1952 yılında Balıkesir – Sındırgı – Osmanlar Köyü’nde doğdu. İlkokulu bu köyde okudu. İlkokulu bitirdikten sonra iki yıl ailesine tarım işlerinde yardım etti. Sonra okumaya karar verdi. 1964 yılında yatılılık sınavını kazanarak Savaştepe İlköğretmen Okulu’na girdi. 1971’de okulu bitirip Kars – Arpaçay İlçesi, Akyaka Nahiyesi – Süngüdere (Kızıltaş) Köyü İlkokulu Öğretmenliğine atandı. 1974 yılında evlendi. Kars ilinde 2 yıl zorunlu hizmetini tamamladı. Sonra aynı ilde er öğretmen olarak askerlik hizmetini yaptı. Balıkesir – Sındırgı İlçesi Osmanlar Köyü’nde 3 yıl, Manisa Merkez – Süngüllü Köyü’nde 1 yıl, Saruhanlı – Koldere Kasabası’nda 13 yıl, Akhisar ilçe merkezinde 7 yıl olmak üzere, toplam 28 yıl görev yaptıktan sonra 1999 yılında emekli oldu. Bir kız, bir erkek iki çocuk babasıdır. Şiir yazmaya öğretmen okulu yıllarında başladı. Belirli Gün ve Haftalarla ilgili “Bir Eylül Sabahı”, “Gediz”, “Ana Hasreti”, “Atatürk”, “Orman” şiirleri birçok şiir sitesinde yayınlanmıştır. Halen “www.babaminsiirdefteri.com” adlı şiir sitesinde editörlük yapmaktadır. Doğa fotoğrafları çekmek, onları sosyal paylaşım sitelerinde sevdikleriyle paylaşmak, bulmaca çözmek, doğa yürüyüşleri yapmak hobileri arasındadır. ESERLERİ / ŞİİRLERİ – Rüzgarlı Tepe (I. Basım - Özel)