' Özkan Mert '

Tarih: 24 Şub, 2012 Saat: 9:21 | Kategori: Özkan Mert

Özkan Mert 21 Ekim 1944’te Erzurum’da doğdu. İzmir Namık Kemal Lisesi'nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Urdu Dilleri ve Sinoloji Bölümü’nü bitirdi. Bir süre memur olarak çalıştı. 1970’li yıllarda "Kuracağız Her Şeyi Yeniden" adlı kitabı yüzünden hapse mahkum edilince yurt dışına gitti. İsveç’te drama-tiyatro-film öğrenimi gördü. İsveç Devlet Radyosu Türkçe Yayınlar […]

Tarih: 24 Şub, 2012 Saat: 9:26 | Kategori: Özkan Mert

1. Yüzüm cappadocia'da Peribacalarının üzerinde yüzüyor. Peribacaları ki, Erciyes ile Hasan Dağı'nın öpüşmesinden doğan çocuklarıdır: şapkalarını hiç çıkarmazlar. Güneşin batışını beklerler milyonlarca yıldır Kızılvadide. . . 2. İsveç'te Vettern Gölü'nün kıyısında küçücük bir kasaba: Grenna. Bir kasaba değil belki de bir karamel. Genç kızların çapkın bakışlarından almış rengini. 3. Çanakkale Lapseki Şen Mahalle'de klarnet ustası […]

Tarih: 24 Şub, 2012 Saat: 10:21 | Kategori: Özkan Mert

Nişanlı kızların ve makilerin imparatorluğudur şiir. Müzikle flört ederek büyümüşken bile ben bakın! Resmimi çektiriyorum bir nehre: Kentlerin beni düşlemesi bu yüzdendir. Bu yüzdendir bir sokağı biçerek gelişim. Seninle başlattığımız bir odanın işgali sürgün yüreğimdeki ışığın ele geçirilemeyişine bir işarettir. -Aşk hepimizin Venediği. Bir serçeye yaklabildiğimden daha çok yaklaşabiliyorsam şiire, bir tedhiş yuvasıdır elbet ağzımın […]

Tarih: 24 Şub, 2012 Saat: 10:17 | Kategori: Özkan Mert

Parmaklarını öpüyorum teker teker, serçe parmağın dahil. Bir eriğin çekirdeğini kucaklayışı gibi kucaklıyorsun beni. Ne ışığa ne havaya ihtiyacım var orada. Senin tenini içiyorum su diye. Senin tenin benim gezegenim.

Tarih: 24 Şub, 2012 Saat: 10:15 | Kategori: Özkan Mert

1. Adres defterimi Pekin'e taşıdım Bir karpuzcunun çocukları uyuyor üzerinde. Gece siyah bir kadife gibi sallanıyor kirpiklerinde Ben hep uzaktayım zaten Napoli ile Rio arasında bir sokakta Taşların binlerce yıldır anlattıklarını dinliyorum Eskiden denizdibi olan bir elma bahçesiydi ilk arkadaşım Ve küçücük bir dünyalıydım kuşların sıcak kanatları altında gezinen. Bir park vardı burada yeni boyanmtş […]

Tarih: 24 Şub, 2012 Saat: 10:08 | Kategori: Özkan Mert

Derin bir uykudan mı uyanıyorum? Neredeyim ben? Neden yakmıyor göğsümü sıcacık. Akdeniz güneşi? Bu çirkin renkler içinde yüzen yüksek yapılar çan sesleri bıyıklarımı donduran soğuk… Hayır! Hayır! Benim ülkem değil burası. Çocukluğumda çıplak ayakla koşturduğum sokaklar yok burada. Nerede? Sıcacık dalgalarıyla oynaştığım Akdeniz. Nerede? Köpükleriyle şatolar, kal'alar kurduğum Ege. Nerede? Söylesenize. Yarım ekmek, biraz zeytin […]

Tarih: 24 Şub, 2012 Saat: 9:59 | Kategori: Özkan Mert

Diren! Ey kalbim Diren! Hayasızlığa Namussuzluğa Diren! Kötüye Çirkine, yanlışa Diren! Yenilme Ne güzeldir yaşamak Bir ırmak gibi coşkunca Dağların üzerinde yürümek Bulutlara değdirmek başımızı Sıcacık ak bir somun Koltuğumuzun altında Kırlara çıkmak Karışmak insanların arasına Milyonların arasına. Ben öylesine severim Savaşmayı ve sevişmeyi Anlatmayı insanlara Durmadan, bıkmadan anlatmayı. Çiçekler nasıl fışkırır dallarda Balıklar nasıl […]

Tarih: 24 Şub, 2012 Saat: 9:55 | Kategori: Özkan Mert

Çok güzel şeyler var dünyada. . . Ben mesela bir sokak tanırım İzmir'de yere düşen inci taneleri gibi dökülür denize. Ekvator'da, Quito kentinde uykulu sokaklar çok kızarlarsa dağlara açılırlar birdenbire. Zaten akşam kırmızı düşer o dağlara. Amazonların derinliklerinde akan nehirlerde bembeyaz bir orkide büyür: o kadar güzel ve keskindir ki kokusu çılgın bir tay gibi […]

Tarih: 24 Şub, 2012 Saat: 9:49 | Kategori: Özkan Mert

Seni öpüyorum sevgili dünyamız ışıklarla yıldızlarla dolu bir alan'da. Kalbim… Dünyanın ortasında bir menekşe. Dudaklarımda ıslak bir tango yaşam mı beni avlıyor, ben mi yaşamı portakal renkli Gökyüzünün altında Turuncu saatlerle kuşatılmış bir İskandinav kentinin kahvehanelerinde hiçbir şeyi yönetmiyorsun. Kalbini bile Bu kuzey kentlerinde hüzün bir likör tadında ve ne zaman öpsem bir Fin güzelini […]

Tarih: 24 Şub, 2012 Saat: 9:28 | Kategori: Özkan Mert

Bir kente, bir insana nasıl başlanır takvimlerden düşmekte olan soluk bir pazartesiye taraçalarda – gaz tenekelerine yerleştirilmiş – mor karanfiller, taş basamaklara… Yeşil bir su akıyor gecenin içinden Asitlenmiş kuleleri ve yorgun parkları kentin yaralı. Saat kaç olursa olsun. Umutsuz bir ilişki değildir gökyüzü. Bir güvercin kadar hafif kelimelerle konuşalım isterseniz kısayısa mutluluklar dileyelim birbirimize […]

Sayfa 1 - 11