' Nabi '

Tarih: 4 Ağu, 2012 Saat: 21:52 | Kategori: Nabi

(1642-1712) (17. yüzyılda Divân şâirleri) Onyedinci yüzyılın ve bütün divan edebiyatımızın en büyük toplumcu "ahlâkçı" şairi olan Nâbî'nin asıl adı Yusuf''tur. 1642'de Urfa'da doğdu, iyi bir öğrenim gördü. Arapça ve Farsça'yı çok iyi biliyordu. Genç yaşta arzuhalcilik yapmaya başladı ve yazdığı dilekçelerle valinin dikkatini çekti ve onun tavsiyesiyle İstanbul'a gitti. İstanbul'da I. ibrahim'den III. Ahmed'e […]

Tarih: 4 Ağu, 2012 Saat: 21:54 | Kategori: Nabi

Bağ-ı dehrin hem hazânın hem baharın görmüşüz. Biz neşatın da gamın da rûzlgârın görmüşüz. Çok da mağrur olma kim meyhane-i ikbâlde, Biz hezaran mest-i mağrurun humarın görmüşüz. Bir hadeng-i cangüdaz-ı ahtır sermayesi, Biz bu meydanın nice çabük-süvarın görmüşüz. Kâse-i deryûzeye tebdil olur câm-ı murad Biz bu bezmin, Nâbî'ye, çok badeharın görmüşüz. Açıklama: Dünya bağının hem […]

Tarih: 4 Ağu, 2012 Saat: 21:56 | Kategori: Nabi

Bu devlet için çarha temennadan usandık Bir vâsi için ağyara müdflradan usandık. Hicran çekerek zevk-ı mülakatı unuttuk Mahmur olarak lezzet-i sahbâdan usandık. Düştük kati çoktan heves-i devlete amma Bir yâr için ağyar ite gavgadan usandık. Nâbî ile ol âfetin ahvalini naklet Efsane-i Mecnun ile Leylâ'dan usandık. Açıklama: Bir devlet için feleğe selâm vermekten (yalvarmaktan) usandık […]

Tarih: 4 Ağu, 2012 Saat: 22:02 | Kategori: Nabi

Şem'in gıdası ma'ni-i pakize nutkdur Çeşmin gıdası hüsn'dür, anla hlkâyeti. Elfaz-ı sükkerin-i Stanbuliyandan Sem'in kenarlarda kalır dilde hasreti. Mina-yı çeşmi, garka-i nur-ı sürür eder Huban-ı şehriyanın o hüsn ü letafeti. Hüsn-i eda vü hüsn-i vefa hüsn-i her ümür Ol şehr-i bi-bedelde bulur hüsn-i gayreti. Ol dii-küşa mealler, ol hürde nükteler Mümkln midir bula Arabjstan'da sureti. […]

Sayfa 1 - 11