' Ali Cengizkan '

Tarih: 12 Şub, 2012 Saat: 19:35 | Kategori: Ali Cengizkan
Ali Cengizhan / Hayatı ve Eserleri

29 Ekim 1954'de Ankara'da doğdu. Ortaöğrenimini TED Ankara Koleji'nde tamamladı. 1978 yılında ODTÜ Mimarlık Fakültesi'ni bitirdi. Bir süre serbest mimarlık yaptı. 1981 yılında ODTÜ Mimarlık Bölümü'nde eğitim asistanı olarak çalıştı. 1994-1998 yılları arasında aynı bölümün başkanlığını yürüttü. Bu bölümde öğretim görevlisi olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Şiirlerini ve şiir üzerine yazılarını 1977 yılından bu yana birçok dergi […]

Tarih: 12 Şub, 2012 Saat: 19:38 | Kategori: Ali Cengizkan
Alaca Aydınlıkta

 – Yıkıcı dost'a – Gel de yürürken hiç konuşmayalım Bir yanımız güvercinler, parke taş altımızda Bırak Çıkrıkçılar Yokuşu orda dursun Nasılsa vur emri çıkartıldı adımıza. Nasılsa biz demeyi öğrendim, nasılsa Şimdi ben dedikçe de sen geliyorsun aklıma. Dünya bizim dışımızda, nesneler dışımızda Konuşmak anlamsız, vur emri var hakkımızda.   Sevgiler de vurulur, bunu biz biliyoruz […]

Tarih: 12 Şub, 2012 Saat: 19:55 | Kategori: Ali Cengizkan

Dökmekle kendini yükümlü sanıyor, zafer! Çünkü her kapının ardında bir küçük kuş öter, Her paspasın altında bir anahtar, büyüklüğünü Onu bulan anlar. Tanınmamış gibi davranmak Nedense karanlığı deler sanılır… Oysa ter kan ve karanlıkla birliktedir hep, birlikte ve el ele gezer yarasalarla, bağda, vınlayarak Kulakların dibinde, çünkü bilir onlar, mekânın Her gece yeniden açıldığını, her […]

Tarih: 12 Şub, 2012 Saat: 19:59 | Kategori: Ali Cengizkan

I Bütün gün kırlarında dolaştım yurdumun Oynak tepelerinde, ayartıcı ovalarında. Bütün gün kırlarında dolaştım senin Bir avuç toprak arayarak, boş, serin Oysa ne kadar anlamsız tarihsiz bir toprak Tarihsiz bir ev, tarihsiz bir insan aramak, Bazı şairlerden sonra geçti artık Geçti artık bazı şeyleri anlatamamak İşte bir sürü bitki, adını bilmediğim Kuzukulağı, devedikeni, ısırganlar yanında […]

Tarih: 12 Şub, 2012 Saat: 20:01 | Kategori: Ali Cengizkan

Ve canlıymışçasına, hergün onu sulardı. Yağız tenindeki su buharlaşsın diye Düğmeleri en bıçkın küfürlerle açardı: Çiçekçiydi, yaprak bitlerini öldürmeyen. Fotoğrafçı, savaş yıllarına rötuş yapan. Meddahtı, her akşam eve gülücükle gelen. Kumraldı, çocukları hep karısına çeken. Uzun boylu, kendisine palto diktirmeyen. Sebzeciydi, domatlarını hiç yemeyen. İşadamı, hasırdan başka minder bilmeyen. Dindardı, ezan okunurken rakı içmeyen. Gözlüklüydü, […]

Tarih: 12 Şub, 2012 Saat: 20:04 | Kategori: Ali Cengizkan

İçten içe nasıl ses verir insan kutusu Patlar sızan bir gaz ya da tortu Nedir bu, içimizdeki müziği arıtan Taşıran dışa, taşıran son damla, dışa. Bir teni yatıştırmak gibi bir tenle Bir bedeni yanına koymak için başkasının Geçmiş, gelecek, gelenek arasına İnsanın camına, cam yoldaşına. Bırakın kuramı, bugün var yarın yok Bu ince billur kabı […]

Tarih: 12 Şub, 2012 Saat: 20:12 | Kategori: Ali Cengizkan

Bahçe tarumar. Ama gözler önüne serilen Görüntünün sesi mi olmalı sözler? Serçe cıvıltıları, çan sesleri, at pislikleri, Rüzgârın kuru yapraklarda bıraktığı Hışırtı yapışıyor sanki yirmi yıldır Kullanılmayan bahçeye, babanın ölümüyle. Toplumsal arkeoloji mi ırgalayan beni? Tahrik eden, edilen bir leş kargası gibi? Meraklıyım. Budanmamış güller çılgın Palmiyelerin kuru dallarının altında, Kendiliğinden ölen çiçekleri toplanmamış Zakkumun. […]

Tarih: 12 Şub, 2012 Saat: 20:14 | Kategori: Ali Cengizkan

Kaç kere yanaştın bu minyatür iskeleye Kaç kere bağlandın ve çözüldün, saçlarınla Kaç kere lastiklerin ezildi, palamarın koptu Kaç kere düdük çaldın, bir çocuk istedi diye Kaç kere öptün o kızı, dudağının üstünden Kaç kere sarıydı içerisi, sıcak ve rahat Kaç kere çarptı yüzüne o tuzlu yağmur Kaç kere yanaştın, eli yanağında sandın Kaç kere […]

Tarih: 12 Şub, 2012 Saat: 20:16 | Kategori: Ali Cengizkan

Taş düştüğü yerde kaya Taş düştüğü yerde gömülür bir boşluğa Hey nöbetçi, bu kör karanlığa Dokun, yansın ellerin, yansın ellerin. Ellerinden dudağına ve ağzına taşan o meyve Kırların ürperişi gibi gözlerinden her an geçen istek Gidiyorsan gidersin, odalar geride kalır Bırak şu ellerini, menekşeleri, ölümü; bırakırsın. Ölüm babamdı ceplerinden hergün birşey çıkan Küçük bir gönye, […]

Tarih: 12 Şub, 2012 Saat: 20:23 | Kategori: Ali Cengizkan

Bir aşkı şiddetlendirmek olabilir mi? Bir sesi, bir bakışı, bir sarılışı Ayaklarımız yerdeyken ama, suda Ya da salda gidiyoruz ırmak ağzına Ağız dediysek o da bir çağrışım, içinde Hurma kokusu bir dil taşıyan, gökdil Gözlerinin renginde bulutlar gibi Durmadan yer değiştiren, ama yürek Bulur ya diğer yüreğin atışını, hızla Kırk yıl, kırk yıl sonra döndüğünde […]

Sayfa 1 - 212