' Ahmet Ada '

Tarih: 11 Şub, 2012 Saat: 18:12 | Kategori: Ahmet Ada
Ahmet Ada - Hayatı ve Eserleri

1947'de Adana'nın Ceyhan ilçesinde doğdu. Ceyhan Lisesi'nde okurken öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Çeşitli işlerde çalıştı. Kayseri'de devlet memurluğu yaptı. Yazın yaşamına 1970'te başladı. Şiir ve yazıları Hakimiyet Sanat, Saçak, Dönemeç, Somut gibi dergilerde yayınlandı. İlk şiirlerinde İkinci Yeni akımından etkilendi. Daha sonra Ahmet Arif ve Nihat Behram'ın doğa betimcilikleri ve ses tonlarından esintiler taşıyan […]

Tarih: 11 Şub, 2012 Saat: 18:14 | Kategori: Ahmet Ada

Ablam çiçekli basma giyerdi. Gurbet ustasıydı, Sıla mı,hüzün saatleri mi? Eylülün ilk haftasıydı. Saçlarını tarasa akıp giderdi onlarca keder. Darılsa bana kumral bir yalnızlığa başlardı. Verandanın köşesinde siyah- beyazdı sesi. Ablam yaşasaydı solgun şarkılar söylerdi. Eylül müydü albümden düşmüş sonbahar mı? Ne güzel güldü bütün özlemi sarardı. Bir gün kalbi kuş uçmayan atlaslara gömüldü. Yaşasaydı […]

Tarih: 11 Şub, 2012 Saat: 18:15 | Kategori: Ahmet Ada

Burda mayalanan aşkın yedeğinde Gün vurdu mu yüzünü sulara Bir haber beklerim sevinçli Ulaşan mermere, taşa, içerdeki dosta Usulcacık bir türküye girer gibi Bir haber; kuşların kanadında Burda taşrada bir esimlik rüzgar Üşüttü mü gül yaprağını gizlice Duyarım yüreğimde sessizce Geri gelmeyecek örselenmiş gençliğimi Bir haber döndürebilir beni Buğulu mavi bozkır günlerime Sarınıp yıldızlı gecelere, […]

Tarih: 11 Şub, 2012 Saat: 18:17 | Kategori: Ahmet Ada

Öpüşün karanfil kokardı aşkı bulurdum Işık hızını geçen bir uçakta aşkı Bulutlar tükenir kuşlar görünmezdi Yitip giderdi altımızda nice denizsiz kent Çelik gürültüleri arasında sayısız çiçek. Mutlu ederdim seni kadınım olurdun. Seninle ikimiz ilkyaz gibiydik Sevda avcumuzda tuttuğumuz gül yaprağıydı Uzayda bıraktığımız ayak iziydi Güzelim, hangi güç durduracaktı bizi Hangi güç ince parmaklarının hünerini Aşka […]

Tarih: 11 Şub, 2012 Saat: 18:18 | Kategori: Ahmet Ada

Senin bu küsümser yüz Bir ağlar bir gülersin. Seninle ayakta duruyor Hercai sözcüğü. Seninle biçim – bozuma Uğruyor Türkçe. Günübirlik değerleri ters yüz ede ede Döküntü değeri kazanıyor Her sevgili. Yüzün göğe açılmış Gündeş yazı Begonyalı pencere.

Tarih: 11 Şub, 2012 Saat: 18:20 | Kategori: Ahmet Ada

Sen ey engin gönüllü düşsever Sıfatsız derviş Dolaştın içinde hep özveriyle Doğu'yu, Batı'yı, sokakları Sokaklar ki leylak kokardı Şuraya koymuştun masaya Çiçeklerin sokak görgüsünü Sokakların çiçek örgüsünü. Sen ey uçuruma atlayan çocuk Anlat şimdi uçurumu, uçan çiçekleri Bazı güneşleri büyük sulara akan Bazı aşkları beyaz sessizliğe akan. Bak işte geçti yine İçinden sümbül yeleli bir […]

Tarih: 11 Şub, 2012 Saat: 18:23 | Kategori: Ahmet Ada

Yanımdaki masada üç genç kız Üç güzel kız sarı saçları Bir beyzbol kepinin altındaydı Uzak bir şehre eğimliydi gözleri Cep telefonları çaldı çalacaktı. Denize sokulan küçük beyaz ayaklar Gibiydi oturuşları duruşları Hiçlikte kaybolmuştular Belki kimselerin arayacağı yoktu Belki sevgileri acı tadındaydı. Bir kırlangıcın yuvadan uçup gitmesi Gibiydi can sıkıntıları Yatılı okul mezunuydu acıları Evlerinden uzaktaydılar […]

Tarih: 11 Şub, 2012 Saat: 18:25 | Kategori: Ahmet Ada

Bir parça kar beyazı bulut mu? Gök mavisi mendil mi anısı olan Savaktan akan serin sular mı? Git getir usulca yarana sar Eksilmesin başucundan memleket. Kuşattı mı bütün yolları harami Can yoldaşı orman uzak mı? Kuşların çığlığına uyarak yürü Omuzlarına güneş vurmuş olmalı Bin nazla büyüyen özlediğin güle. Faytonlar sürdün körüklü fenerli Koşum takımları pırıl […]

Tarih: 11 Şub, 2012 Saat: 18:28 | Kategori: Ahmet Ada

Ben düşler tramvayına binerken şehrin Pırıl pırıl bir ay doğmuş olurdu dünyaya Hanem aydınlanır annem uyanırdı Babamın serçelenmiş ayakları saçılırdı Ufak tefek sokaklara Ben sokaklara borçluydum çocukluğumu Bolluk günleri miydi babamın elinde ay ışığı Bir de dolu file, dönerdi eve, Benim yakınımdaydı. Ekmek parası, gökyüzünün teri, salıncaklar, Ben çekidüzen verirdim eski dünyaya Biraz umutsuz, az […]

Tarih: 11 Şub, 2012 Saat: 18:31 | Kategori: Ahmet Ada

Bir park kanepesinde oturuyorum deniz kıyısındaki, burnumda tütüyor günyenisi küçük kız, bir çocuk kadar suçsuzum onu sevmekle, bunun için ilgileniyorum kırgın çiçeklerle. Baktıkça resmine gül açılıyor parmak uçlarımda, ne çok istiyorum onu gün eskiten gözleri değdikçe günebakanlara nasıl da yakıştırıyorum günebakanları gözlerine. Serçelerle, evet serçelerle geçiyorum ara sokaklardan, oyun oynuyor toz duman içinde çocuklar, geçiyorum […]

Sayfa 1 - 3123