Bahçıvan (I.II)

I
Huzursuzum.
Uzak uzak şeylerin susuzluğu var bende.
Ruhum loş uzakların eteğinden tutmak iştiyakiyle çırpınıyor.
Ey büyük Öte, ey flütünün tiz çağırışları.
Uçacak kanatlarım olmadığını ve burada
Bu noktada ebediyen kalmağa mecbur bulunduğumu unutuyorum.

Uyanık ve istekliyim.
Garip bir ülkede bir yabancıyım.
Sesin nefesin bana imkansız ümidi fısıldayarak ulaşıyor.
Dilin, kalbime tıpkı kendisi gibi aşinadır.
Ey Öte'yi arıyan, ey flütünün tiz çağırışları.
Yolu bilmediğimi ve kanatlı atım olmadığını unutuyor,
ebediyen unutuyorum.

Tedirginim.
Kalbimin içinde bir gezginim.
Uzayan saatlerin güneşli sisinde, semanın mavilikleri içinde
hayalin en engin şekiller alır.
Ey en uzak son, ey flütünün tiz çağırışları.
Yalnız başına oturduğum evin her tarafındaki kapılarının
kapalı olduğunu unutuyor, ebediyen unutuyorum.

II
Olduğun gibi gel.
Tuvalet, süsünle gecikme.
Taralı saçların çözülmüş, saçlarını ayırdığın çizgi düz değil,
korsanın kurdelesi daha bağlanmamış ise, aldırma.
Olduğun gibi gel, süsünle gecikme.
Çimenlerin üzerinden hızlı adımlarla gel.
Şebnemlerden ayakların birbirine dolansa, ayak bileklerindeki
halhallerin sesi azalsa, gerdanlığından inciler düşse
kaybolsa bile aldırma.
Çimenlerin üzerinden hızlı adımlarla gel.
Göğü saran bulutları görüyor musun?
Uzaktaki nehir boyundan yabani kuş sürüleri havalanıyor,
çimenlerin üzerinden rüzgar kasırgaları hızlanıyor.
Ürken sürüler, köydeki ağıllarına koşuyorlar.
Göğü saran bulutları görüyor musun?
Tuvalet lambanı boşuna yakıyorsun, rüzgarda ürperir ve söner.
Kaşlarına lamba isinin sürülmediğini kim bilebilir?
Zira gözlerin yağmur bulutlarından daha karadır.
Tuvalet lambanı boşuna yakıyorsun.
Bak söndü.
Olduğun gibi gel.
Tuvaletinle, süsünle gecikme.
Çelenk daha örülmemiş ise, ne çıkar, bilek zinciri bağlanmamış ise,
Kalsın.
Gök bulutlarla doludur. Geç oldu.
Olduğun gibi gel, süsünle gecikme.