Bir Devrin Destanı

Şub 3rd, 2012 | | Kategori: Ozan Arif

Oturdum, düşündüm, sebep ne neden?
Kızıla değil de, ala kıydılar.
Bazen Yunus, bazen Yavuz'ca giden,
Yolcuya kıydılar, yola kıydılar.
     
İlâhi bir aşkla tütüp dururken,
Ateşinde kızıl küfür erirken,
Işığı yarına müjde verirken,
Ocağa, ateşe, küle kıydılar.
     
Bu söz yeni değil, söylenmiş önce,
Diken yaranırmış deveye anca,
Deve çobanından bağban olunca,
Dikeni bırakıp güle kıydılar.
     
Allah için biri gerçeği görüp,
Dökmedi zehirin tasını kırıp,
Üstelik zehiri süngüye sürüp,
Ne tuhaf değil mi, bala kıydılar.
     
Baba evladına kıyar sanmazdım,
Zaten kıyan el olsa tınmazdım,
Önceden kıysalar yine yanmazdım,
Zafere bir adım kale kıydılar.
     
Ahte vefa var ya; umutmuş gardaş,
O umut ki bizi uyutmuş gardaş,
Baltalar sapını unutmuş gardaş,
Ormana, ağaca, dala kıydılar.
     
Çekilenler hayalimde yadımda,
Anlatmakla bitmez iki adımda,
Kırkdört'den seksen'e hesapladımda,
Otuzaltıbuçuk yıla kıydılar.
     
İnanan ne zaman olmuş ki mağlup?
Kıysalarda biziz yarın ki galip,
Lâkin oynunu oynadı "salip"
Uşakları üç hilâle kıydılar.
     
Bu gerçeği Ârif olan söylüyor,
Kıyanın kurduğu plan söylüyor,
Kim derse ki; gaflet, yalan söylüyor,
Bunlar bize, bilee..bile kıydılar.

           28 Eylül 1980

Tüm makyaj ve kozmetik ürün fırsatları için tıklayın !

SON ŞİİRLER