Üç Dağa Ağıt

Açlığın
çıplaklığın acısı mı genişliyor?
Dalları
meyvaya çağıran rüzgâr mı?

Dalgın bir kuşun ötüşünden
sevdiğinin kalbine düşen âşık mı?
Yağmuru emen toprak mı derinleşiyor?

Yas mı tutmalıyım onurlu ölüme
Halkın gözlerini dolduran çizgilere
umudu mu çağırmalıyım?

Ah gidiyor işte gidiyor göz göre göre
sıcak titreyişi varlığını hayata adamışların
gidiyor.
Öfkenin haykırışları
yasalarıyla gidiyor kahredişin
zulmün ve iğrençliğin buyruklarıyla gidiyor
toprağa düşen bakımsız yapraklar gibi değil
azarlanmış çocukların kederiyle değil
doğuşun ve sevmenin feryadıyla gidiyor
ölümü donatan arkadaşlarım.

Ah gidiyor işte gidiyor göz göre göre
durutarak gündüzleri geceleri
durutarak adanmışlığı, mertliği, yüceliği
damıtıp sevdalarına
neferi toprağa aşılamaya gidiyor arkadaşlarım.

Bulutlar da hafif mi kar taneleri kadar
özgürlüğün borcu mu ödeniyor?
yaralar mı açılıyor yoksulluğa
ezilmişliğin isyanı mı sesleniyor?

Ah gidiyor işte gidiyor göz göre göre
birer rüzgâr uğultusu bırakarak yanan ateşe.