Çankırı Hapishanesinden Mektuplar I

Ara 8th, 2012 | | Kategori: Nazım Hikmet Ran

Saat dört, yoksun.
Saat beş, yok.
Altı, yedi, ertesi gün,
daha ertesi ve belki  kim bilir…

Hapisane avlusunda bir bahçemiz vardı.
Sıcak bir duvar dibinde on beş adım kadardı.

Gelirdin, yan yana otururduk,
kırmızı ve kocaman muşamba torban dizlerinde…

Kelleci Memed'i hatırlıyor musun?
Sübyan koğuşundan.
Başı dört köşe, bacakları kısa ve kalın
ve elleri ayaklarından büyük.
Kovanından bal çaldığı adamın
taşla ezmiş kafasını.
"Hanım abla" derdi sana.
Bizim bahçemizden küçük bir bahçesi vardı,
tepemizde, yukarda, güneşe yakın,
bir konserve kutusunun içinde…

Bir Cumartesi gününü,
hapisane çeşmesiyle ıslanan
bir ikindi vaktini hatırlıyor musun?
Bir türkü söylediydi
kalaycı Şaban Usta, aklında mı:
"Beypazarı meskenimiz, ilimiz,
kim bilir nerde kalır ölümüz…?"

O kadar resmini yaptım senin
bana birini bırakmadın.
Bende yalnız bir fotoğrafın var :
bir başka bahçede
çok rahat çok bahtiyar
yem verip tavuklara gülüyorsun.

Hapisane bahçesinde tavuklar yoktu,
fakat pek âlâ gülebildik
ve bahtiyar olmadık değil.
Nasıl haberler aldık
en güzel hürriyete dair,
nasıl dinledik ayak seslerini
yaklaşan müjdelerin,
ne güzel şeyler konuştuk
hapisane bahçesinde…

Tüm makyaj ve kozmetik ürün fırsatları için tıklayın !

SON ŞİİRLER