*Kadı Burhaneddin Hayatı ve Eserleri

Kadı BurhaneddinKadı Burhaneddin (1345-1398) Kayseri'de doğdu. Kayseri kadısı babasından (Şemseddin Mehmed) küçük yaşta Arapça ve Farsça öğrendi. Mısır, Hicaz ve Halep'te tanınmış bilim adamlarından ders aldı. Babasının ölümü üzerine (1364) Kayseri'ye döndü. Kayseri emiri Eretnaoğullarından Mehmed Bey'in kızıyla evlendi. Önce kadı, sonra Eretnaoğulları yönetimine vezir oldu (1365). Sivas'ta emirliğini ilan ederek (1381) on sekiz yıl egemenliğini sürdürdü. Akkoyunlularla yaptığı savaşta yenilince şehrin surlarında idam edildi. Anadolu'da yaşamasına karşın Azeri Türkçesiyle iki bine yakın şiir yazdı. Şiirlerinde az da olsa hece veznini de kullandı. Cenab Şehabeddin'in derlediği Divan-ı Kadı Burhaneddin'den (1922) sonra Türkçe divanı Türk Dil Kurumu'nca yayımlandı (1944). Şiirlerinde mahlası (takma adı) ya da gerçek adını kullanmamasıyla dikkat çeker.

Kadı Burhaneddin bu siyasi kişisel özelliklerinin yanı sıra, edebiyat ve şiirle uğraşmayı da ihmal etmemiştir. 600 sayfa tutan bir divanı dolduracak kadar şiir yazmıştır. Bu divanında 1500 gazel, 119 tuyuğ ve 20 rubai bulunmaktadır ama hiç kasidesi bulunmamaktadır. Kadı Burhaneddin gazelleri ve tuyuğları ile ün kazanmıştır. Tuyuğ şeklini Divan edabiyatına getiren Kadı Burhaneddin olmuştur. Gazellerinin gayet içten ve aşkane oldukları görülür. Lirik şiirlerinde cesaret göze çarpar ve bu yönüyle de klâsik şiirden ayrılır. Aşk şiirlerinin yanı sıra din ve tasavvuf ile ilgili şiirleri de vardır. Şiirlerinde ne mahlası ne de adı bulunmaktadır.

İran şiirini çok iyi bilen Kadı Burhaneddin divan şiirinin öğelerini Türkçe'ye mal etmede emeği geçen baş Türk şairlerdendir. Divan şiirinin ilk Türkçe örneklerini veren bir şair olarak Türkçe'yi aruza uydurmakta güçlük çektiği görülür. Bu aruz vezin eksikliği o kadar önemlidir ki Kadı Burhaneddin'in şiirlerinin çoğunda kullanılan vezini tayin etmek güç ve hatta bazılarında imkânsız olur. Ancak bu eksiklik XIV. yüzyıl Türk divan edebiyatına katkısı bulunan şairlerin nerede ise hepsinde görülmektedir. Kadı Burhaneddin bu müşkülatını, canlı ve samimi edası ile giderir. Günlük konuşma dilini de şiirlerinde kullanması onun şiirlerine ayrı bir özellik verir.

Edebi sanatlara, özellikle cinasa, düşkündür. Doğup, büyüyüp yaşadığı yerlerde Azeri lehçesi kullanılmamakla beraber, Kadı Burhaneddin'in şiir dilinde Azeri lehçesi özellikleri barizce görüldüğü için, Azeri lehçesi edebiyatında olduğu iddia edilebilmesine rağmen, Kadı Burhanedin'i bir Anadolu şairi olarak kabul etmek daha yerinde olur. Bazı şiirlerinde tasavvuf izleri gayet açıkca görülmekle beraber Kadı Burhaneddin'i bir sûfî ve mutasavvıf bir şair olarak dünya işlerinden el etek çekmiş bir kişi saymak doğru olmaz. Kadı Burhaneddin'in gerçek yaşamında zevk ve safa alemleri düzenlediği bilinmektedir. Kadı Burhaneddin esas itibarı ile beşeri, maddi aşkı işlemiş ve maceracı, döğüşcü, savasçı hayatının ve ruhunun izleri çok bariz olarak şiirlerinde yansımıştır. Genellikle hayatını anlatmıştır.