İşte Başlarız Söze!..

Yazmıştım ben bunları, dokuz yüz kırk yedide,
Oku da sen bir kere ne istersen onu de.

Geçmiş tam on iki yıl göz açıp kapamadan,
Böyle kesmiş kısmeti hakkımızda Yaradan.

O zaman diyordum ben artık yakındır günüm;
Dayanman bu acıya, kötüye çıkmış ünüm.

Demek Tanrı lütfiyle bu engel de asılmış,
On iki yıl içinde, ben neyim, anlaşılmış.

Ellideydim o sıra, şimdi altmış ikiyim;
Hakka bin şükür olsun eskisinden iyiyim.

Çeyrek asır yaşadım göğsünde siyasetin;
Gördüm pınar basını o yıllarda devletin.

Atatürk'ü tanıdım gezisinde, evinde;
Köşe konuşmasında, açıktan söylevinde.

Nasıl işliyor gördüm, yüreğiyle kafası;
Boş yere denilmedi ona Türk'ün Atası.

Onunla aydınlandı Türk'ün tarihi, dili;
Nereye dokunduysa nur oldu nurdan eli.

Yaşıyoruz bugün biz kurtardığı vatanda;
Dil uzatma sakın ha, Allah'ından utan da.

Böyle diyorum; çünkü çıktı bazı soysuzlar,
O'na "Adı Türk" diyen vicdansızlar, huysuzlar.

Öldü deme, baştadır bugün bile Atatürk;
O'nun yalnız adı mı, nesi varsa hepsi Türk.

Çalışmakla ödenir ancak minnet borcumuz,
Nankörlük edersek biz kötüdür sonucumuz.

Gençliğimden beri ben, içten bağlıyım O'na,
Değişmez bu düşüncem ömrüm erse de sona.

Doğrudur çünki O'nun devlet, millet görüşü;
Vatanı uygarlığın bağlariyle örüşü.

Hala bu inandayım, uygar olmaktır temel;
Türk ruhu bundan doğar, odur en büyük emel.

Buna yardımcı olan her şey bence değerli,
Bütün dünyada işin böyle olduğu belli.

Bunu düşündüm, dedim: Köşeme çekileyim;
Siyaset isteğini yüreğimden sileyim.

Okuyup yazmak olsun bundan sonraki işim;
Bu evren ortasında bileyim ben neymişim?

Anlatayım açıkça doğru, gördüklerimi,
Yazayım ben fikirce öne sürdüklerimi.

Yıllar var ki vaktimi bununla geçiririm,
Neyim varsa, bu yolda çekinmeden veririm.

Benim vergim nedir ki, birkaç kitaptır ancak,
Çobanın armağanı, bilirsin ne olacak?

Bu kitap da öyledir, amma hazindir sesi;
Her zaman dile gelmez destanların böylesi.

Bunda hem hikaye var, hem öğüt, hem savunma;
Biraz da dert dökerek içten içe avunma.

Senin sevgin, yazdıran bütün bunları bana;
Senin sazın elimde, senden söylerim sana.

Üç tellidir bu çöğür, sensin onun bülbülü;
O'na sıskadır diyen, şimdi olmuş bir ölü.

Leyla – Mecnun masalı yoktur bunun içinde,
Neler geçmişse vardır ömrümün sürecinde.

Bu bir name yücel'den, yollanılmış adına;
Sanırım ki, kolayca varacaksın tadına.

Seversen hikayemi, başka dostlara anlat;
Beğenmezsen, darılmam, tutma elinde, yırt, at!…
 
                           1959