Güneşi İçenlerin Türküsü – Nazım Hikmet Ran

Bu bir türkü:
-Toprak çanaklarda güneşi içenlerin türküsü!
Bu bir örgü:
-Alev bir saç örgüsü!  kıvranıyor;
kanlı; kızıl bir meş’ale gibi yanıyor esmer alınlarında
bakır ayakları çıplak kahramanların!
Ben de gördüm o kahramanları,
ben de sardım o örgüyü,
ben de onlarla güneşe giden köprüden geçtim!
Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi.
Ben de söyledim o türküyü!

Yüreğimiz topraktan aldı hızını;
altın yeleli aslanların ağzını yırtarak gerindik!
Sıçradık; şimşekli rüzgâra bindik!.
Kayalardan kayalarla kopan kartallar
çırpıyor ışıkta yaldızlanan kanatlarını.
Alev bilekli süvariler kamçılıyor
şaha kalkan atlarını!

Akın var güneşe akın!
Güneşi zaptedeceğiz güneşin zaptı yakın!

Düşmesin bizimle yola:
evinde ağlayanların göz yaşlarını
boynunda ağır bir zincir  gibi taşıyanlar!
Bıraksın peşimizi kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar!

İşte: şu güneşten düşen ateşte
milyonlarla kırmızı yürek yanıyor!

Sen de çıkar göğsünün kafesinden yüreğini;
şu güneşten düşen ateşe fırlat;
yüreğini yüreklerimizin yanına at!

Akın var güneşe akın!
Güneşi zaptedeceğiz güneşin zaptı yakın!

Biz topraktan, ateşten, sudan, demirden doğduk!
Güneşi emziriyor çocuklarımıza karımız,
toprak kokuyor bakır sakallarımız!
Neş’emiz sıcak! kan kadar sıcak,
delikanlıların rüyalarında yanan
“o an” kadar sıcak!
Merdivenlerimizin çengelini yıldızlara asarak,
ölülerimizin başlarına basarak yükseliyoruz
güneşe doğru!

Ölenler döğüşerek öldüler; güneşe gömüldüler.
Vaktimiz yok onların matemini tutmaya!

Akın var güneşe akın!
Güneşi zaaaptedeceğiz güneşin zaptı yakın!

Üzümleri kan damlalı kırmızı bağlar tütüyor!
Kalın tuğla bacalar kıvranarak ötüyor!
Haykırdı en önde giden, emreden!
Bu ses!
Bu sesin kuvveti, bu kuvvet
yaralı aç kurtların gözlerine perde vuran,
onları oldukları yerde durduran kuvvet!
Emret ki ölelim emret!
Güneşi içiyoruz sesinde!
Coşuyoruz, coşuyor!..
Yangınlı ufukların dumanlı perdesinde
mızrakları göğü yırtan atlılar koşuyor!

Akın var güneşe akın!
Güneşi zaaaaptedeceğiz güneşin zaptı yakın!

Toprak bakır gök bakır.
Haykır güneşi içenlerin türküsünü,
Hay-kır Haykıralım!

1924

Default image
Şaban GÜRTUNA
1952 yılında Balıkesir – Sındırgı – Osmanlar Köyü’nde doğdu. İlkokulu bu köyde okudu. İlkokulu bitirdikten sonra iki yıl ailesine tarım işlerinde yardım etti. Sonra okumaya karar verdi. 1964 yılında yatılılık sınavını kazanarak Savaştepe İlköğretmen Okulu’na girdi. 1971’de okulu bitirip Kars – Arpaçay İlçesi, Akyaka Nahiyesi – Süngüdere (Kızıltaş) Köyü İlkokulu Öğretmenliğine atandı. 1974 yılında evlendi. Kars ilinde 2 yıl zorunlu hizmetini tamamladı. Sonra aynı ilde er öğretmen olarak askerlik hizmetini yaptı. Balıkesir – Sındırgı İlçesi Osmanlar Köyü’nde 3 yıl, Manisa Merkez – Süngüllü Köyü’nde 1 yıl, Saruhanlı – Koldere Kasabası’nda 13 yıl, Akhisar ilçe merkezinde 7 yıl olmak üzere, toplam 28 yıl görev yaptıktan sonra 1999 yılında emekli oldu. Bir kız, bir erkek iki çocuk babasıdır. Şiir yazmaya öğretmen okulu yıllarında başladı. Belirli Gün ve Haftalarla ilgili “Bir Eylül Sabahı”, “Gediz”, “Ana Hasreti”, “Atatürk”, “Orman” şiirleri birçok şiir sitesinde yayınlanmıştır. Halen “www.babaminsiirdefteri.com” adlı şiir sitesinde editörlük yapmaktadır. Doğa fotoğrafları çekmek, onları sosyal paylaşım sitelerinde sevdikleriyle paylaşmak, bulmaca çözmek, doğa yürüyüşleri yapmak hobileri arasındadır. ESERLERİ / ŞİİRLERİ – Rüzgarlı Tepe (I. Basım - Özel)