Güneşçağ Savaşçıları

Gözlerinde gök sancısı
İçlerinde okyanus uğultusu uzun mızraklarla yararak karanlığı
Gelip dayandılar sehrin sivrilmiş tırnaklarına

Çarpık dudaklarıyla kırrpılmış saçlarıyla
Soyguna uğramış yüzleriyle
Barbar ellerin işgal ettiği sonra terk ettiği
Harabe kadınlar
Gidip gidip gelirlerdi camekanlı çarşılarda

Bu kirazı kim yer kim satar
Hangi savaştan arta kalmış bu cocuklar.

Sonsuz devirleri aşarak savaşçılar geldiler
Ve akşamın ipini kestiler
Gece putun üstüne devrildi put yere devrildi
Yanlış pazarlara sürülmüş yılgın uykusu şehrin
Ortasından bölündü.

Kollarını derin balkonlara dayamış bilinçleri ustura savaşçılar
Taradılar gözleriyle ağır ağır şehrin saçlarını
Ayıkladıar bir bir bitlerini
Fosfor ellerini uzatarak balkonun ucsuz uzantısından
Yanan sehri tuttular.

Su bizim atımızdır deniz hipodrom
Nehrin yatağını öp sen ey savaşçı
Birikinti gölleri geç apartmanları geç yont kaldırımları
Bir bir ayıkla mezarları.

Güneşçağ öncüleri yolları tuttu dua erleri tuttu
Yüzleri mekke ülkesi gözleri medine çeşmesi
Elleri altınçağ mimarı.