Şubat, 2012

Tarih: 29 Şub, 2012 Saat: 21:29 | Kategori: Zelda Nilgün Marmara

Ne zamandır ertelediğim her acı, Çıt çıkarıyor artık, başlıyor yeni bir ezgi, -bu şiir – Sendelerken yaşamım ve bilinmez yönlerim, Dost kalmak zorunda bana ve sizlere!

Tarih: 29 Şub, 2012 Saat: 21:27 | Kategori: Zelda Nilgün Marmara

Tükenirdi monolog Kaçarken içine düştüğüm kara toplum, Big bang sonrası büyük yalnızlık bilinmeyeni Saçlarında titreyen iblisler karartırken güneşi Üstüste gömülürken saydam yaşamlar. Bir yankı duyulurdu hiç'likten Bütün yalnızlıklarınızın ilenci korusun çoğulluklarınızı. Cinnet koyun erdemin adını Maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın Hepiniz mezarısınız kendinizin…

Tarih: 29 Şub, 2012 Saat: 21:23 | Kategori: Zelda Nilgün Marmara

O zaman da aynı karanlık aynı yarasaydı, Manolya delirmezden önce. Büyükannemizin kocaman bakla bir evi, Uzun pencereleri vardı, sedirinde ölü doğmuş fareler pembeliği. Okurduk leziz balgamlı gazetelerini büyükbabamızın, Okşarken ve korkarken erkek anamızdan, Babamız bir gılman, pir şefkat, Acımızın cümbüşünde sarsak bir kukla, O yokuşta onursuz müezzin kuşları, Sabaha karşılar, akşama karşılar hep, Dizleri topunun […]

Tarih: 29 Şub, 2012 Saat: 21:21 | Kategori: Zelda Nilgün Marmara

Bir karga bir kediyi öldüresiye bir oyuna davet ediyordu. Hep böyle mi bu? Bir şeyden kaçıyorum bir şeyden, kendimi bulamıyorum dönüp gelip kendime yerleşemiyorum, kendimi bir yer edinemiyorum, kendime bir yer.'.. Kafatasımın içini, bir küçük huzur adına aynalarla kaplattım, ölü ben'im kendini izlesin her yandan, o tuhaf sır içinden! Paniğini kukla yapmış hasta bir çocuğum […]

Tarih: 29 Şub, 2012 Saat: 21:17 | Kategori: Zelda Nilgün Marmara

Kuğuların ölüm öncesi ezgileri şiirlerim, Yalpalayan hayatımın kara çarşaflı bekçi gizleri. Ne zamandır ertelediğim her acı, Çıt çıkarıyor artık, başlıyor yeni bir ezgi, -bu şiir – Sendelerken yaşamım ve bilinmez yönlerim, Dost kalmak zorunda bana ve sizlere! Çünkü saldırgan olandan kopmuştur o, uykusunu bölen derin arzudan. Büyüsünü bir içtenlikten alırsa Kendi saf şiddetini yaşar artık, […]

Tarih: 29 Şub, 2012 Saat: 21:15 | Kategori: Zelda Nilgün Marmara

Emel'e "Ben babamın yuvarladığı çığın altında kaldım." Çolak mırıltılarla dövmelenen çocuk her gün her gece eğer adasında, Gözü ağzı elinden alınmış, yosunlar sarmış bedenini çığlıklarken bunu su içinde… Karada, hançer suratlı abinin rüzgarında uçar adımları. Geçmiş ilmeğinde saklıdır arzusu İçinden karanlık, tekrar ve ilenç sızdıran hayret taşında. Soruyor hatırasında, "sırtımda ve sırtında gezinen bu ürperti […]

Tarih: 29 Şub, 2012 Saat: 20:33 | Kategori: Zelda Nilgün Marmara

Bombalandıktan sonra, heba kuşlarının bir bölüğü akıl ve beden yaralarını resmettirip, satamadılar. Büyük bir bölümü yaralarıyla dilenme sayesinde unutuş duvarını ördüler. Eksi sıcaklığında anımsamanın hiç ses çıkarmadan yıllardır bekliyor gizleyip yaralarını heba kuşları. Öçleri uzun tutar onların; bombacıyı, her zamanın bombacısını bulduklarında açılacak vücut ve akılları katil bir öpüşle. Bileklerini çevreleyen mavi tül uçup yittiğinde […]

Tarih: 29 Şub, 2012 Saat: 20:29 | Kategori: Zelda Nilgün Marmara

Şimdi'nin bedeni yok, Yontuyor geçmiş bilgisiyle gelecek belki olur diye taşı, taşını kokluyor yontu dağılıyor… Şimdi'si yitik bundan boyuyor boyuyor evine aldığı ağacın üzerine tüneyip duvarını, tavanını, geçmişi ve geleceği ve her yanını; dal kırılıyor… Şimdi'si yitik diziyor diziyor notalarını, göğe ışık üzerine boncuklarını, ucuza getiriyor varlığını sonsuzun sessizliğiyle sonlunun gürültüsü arasında, O bitirince kıyısında […]

Tarih: 29 Şub, 2012 Saat: 20:26 | Kategori: Zelda Nilgün Marmara

Kimdi o kedi, zamanın eşyayı örseleyen korkusunda eğerek kuşları yemlerine, bana ve suçlarıma dolanan? Gök kaçınca üzerimizden ve yıldız dengi çözüldüğünde neydi yaklaşan yanan yatağından aslanlar geçirmiş ve gömütünün kapağı hep açık olana? Yedi tül ardında yazgı uşağı, görüldüğünde tek boyutlu düzlüktür o ve bağlanmıştır körler örümcek salyası kablolarla birbirine sevişirken, iskeletin sevincini aklın yangınına […]

Tarih: 29 Şub, 2012 Saat: 20:24 | Kategori: Zelda Nilgün Marmara

Durma artık burada uysal âşık! Aydınlık milinin yatağında. Bilemiyoruz belki de meşe o ağacın adı, Anlayamıyoruz varolduğumuzu gölgesinde ağırbaşlılığının. Veda geliyor şimdi, öğretmek için sergilenmeyi, uçuşan geriye dönen vakitte. Kime, kime gönderiyor incelen yapraklarını yüzün, kavisin beyaz yanağıyla? Bu aklıkta, minarem mavi benim. Işığım denize kayıyor, bir sayıklama izleğiyle, bir zamanlar pay verdiğimiz insanlığa!