*Nazım Hikmet Ran / Özgeçmişi

15 Ocak 1902 yılında Selanik'de doğdu. Aslen 20 Kasım 1901 olan doğum tarihi ailesi tarafından sene kaybetmemesi için 15 Ocak 1902 olarak kaydettirildi. İlk şiiri ‘Feryad-ı Vatan’ı 1913'te yazdı. Aynı yıl Galatasaray Sultanisi'nde ortaokula başdı. 1917'de Heybeliada Bahriye Mektebi'ne girdi. Daha sonra Kurtuluş Savaşı için Anadolu'ya geçti. Fakat sağlık nedenleri ile bahriyeden ayrılmak zorunda kaldı. Bu sırada Hamidye Kruvazörü'nde güverte subayıydı.
Bolu'ya öğretmen olarak atandı. Daha sonra Batum üzerinden Moskova'ya giderek Doğu Emekçileri Komünist Üniversitesi’nde siyasal bilimler ve iktisat okudu.

1921'de gittiği Moskova’da devrimin ilk yıllarına tanık oldu ve komünizm ile tanışdı. 1924'te Moskova’da yayınlanan ilk şiir kitabı ’28 Kanunisani’ sahnelendi. O yıl Türkiye’ye dönerek Aydınlık Dergisi’nde çalışmaya başladı. Dergide yayınlanan şiir ve yazılarından dolayı on beş yıl hapsi istenince yeniden Sovyetler Birliği’ne gitti.

1928’de af kanunundan yararlandı ve Türkiye'ye geri döndü. Bu kez Resimli Ay dergisinde çalışmaya başladı. 1938’de yirmi sekiz yıl hapis cezasına çarptırıldı. 12 sene süren tutukluluktan sonra askere alınacağı ve öldürüleceği endişesiyle Sovyetler Birliğine gitti. Bu yüzden DP hükümeti tarafından ülke vatandaşlığından çıkarıldı ve Nazım Hikmet, büyük dedesi Mahmut Celaleddin Paşa (Konstantin Borzecki)'nın memleketi olan Polonya vatandaşlığına geçti ve Borzecki soyadını aldı. Moskova'da 3 Haziran 1963 tarihinde kalp krizinden öldü.

ESERLERİ
- Memleketimden İnsan Manzaraları
- Kafatası
- Unutulan Adam
- Taranta Babu'ya Mektuplar
- Ferhad ile Şirin
- Kurtuluş Savaşı Destanı
- Kız Çocuğu
- Tahir ile Zühre
- Şeyh Bedrettin Destanı
- Sevdalı Bulut, (Tiyatro oyunu)

ŞİİR KİTAPLARI
- 835 Satır (1929)
- Jokond ile Si-Ya-u (1929)
- Varan 3 (1930)
- 1 + 1 = 1 (1930)
- Sesini Kaybeden Şehir (1931)
- Benerci Kendini Niçin Öldürdü (1931)
- Gece Gelen Telgraf (1932)
- Taranta Babu'ya Mektuplar (1935)
- Portreler (1935)
- Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedreddin Destanı (1936)
- Saat 21-22 Şiirleri (1965)
- Kurtuluş Savaşı Destanı (1965)
- Şu 1941 yılında (Memleketimden İnsan Manzaraları'nın 3. kitabı) (1965)
- Dört Hapishaneden (1966)
- Rubailer (1966)
- Memleketimden İnsan Manzaraları (İlk bölüm) (1966)
- Memleketimden İnsan Manzaraları (1966-1967)
- Kuvayi Milliye (1968)

OYUNLARI
- Kafatası (1932)
- Bir Ölü Evi (veya Merhumun Hanesi) (1932)
- Unutulan Adam (1935)
- Ferhat ile Şirin (1965)
- Sabahat (1965)
- İnek (1965)
- Ocak Başında Yolcu (iki oyun birarada) (1966)
- Yusuf ile Menofis (1967)

ROMANLARI
- Kan Konuşmaz (1965)
- Yeşil Elmalar (yedi yazardan derleme) (1965)
- Yaşamak Güzel Birşey Be Kardeşim (1967)

FIKRALARI
- İt Ürür, Kervan Yürür (Orhan Selim adıyla gazetelerde yazdığı yazılar) (1965)

MASAL KİTABI
- Sevdalı Bulut (1968)

*Namık Kemal / Özgeçmişi

21 Aralık 1840'ta Tekirdağ'da doğdu, 2 Aralık 1888'de Sakız Adası'nda öldü. Asıl adı Mehmed Kemal. Namık adını ona şair Eşref Paşa verdi. Babası, II. Abdülhamid döneminde müneccimbaşılık yapmış olan Mustafa Asım Bey. Annesini küçük yaşında yitirince çocukluğunu dedesi Abdüllâtif Paşa'nın yanında, Rumeli ve Anadolu'nun çeşitli kentlerinde geçirdi. Bu yüzden özel öğrenim gördü. Arapça ve Farsça öğrendi. 18 yaşında İstanbul'a babasının yanına döndü. 1863'te Babıali Tercüme Odası'na kâtip olarak girdi. Dört yıl çalıştığı bu görev sırasında dönemin önemli düşünür ve sanatçılarıyla tanışma olanağı buldu. 1865'te kurulan ve daha sonra yeni Osmanlılar Cemiyeti adıyla ortaya çıkan İttifak-ı Hamiyet adlı gizli derneğe katıldı. Bir yandan da Tasvir-i Efkâr gazetesinde hükümeti eleştiren yazılar yazıyordu. Gazete, Yeni Osmanlılar Cemiyeti'nin görüşleri doğrultusunda yaptığı yayın nedeniyle 1867'de kapatıldı.

Sürgünler dönemi
Namık Kemal, İstanbul'dan uzak olması için Erzurum'a vali muavini olarak atandı. Bu göreve gitmeyi erteledi ve Mustafa Fazıl Paşa'nın çağrısı üzerine Ziya Paşa'yla birlikte Paris'e kaçtı. Bir süre sonra Londra'ya geçerek Mustafa Fazıl Paşa'nın parasal desteğiyle Ali Suavi'nin Yeni Osmanlılar adına çıkardığı "Muhbir" gazetesinde yazmaya başladı. Ama Ali Suavi'yle anlaşamadı, Muhbir'den ayrıldı. 1868'de gene Fazıl Paşa'nın desteğiyle "Hürriyet" gazetesini çıkardı. Çeşitli anlaşmazlıklar yüzünden, Avrupa'da desteksiz kalınca, 1870'te zaptiye nazırı Hüsnü Paşa'nın çağrısıyla İstanbul'a döndü. Nuri, Reşat ve Ebüzziya Tevfik beylerle birlikte 1872'de "İbret" gazetesini kiraladı. Aynı yıl burada çıkan bir yazısı üzerine gazete 4 ay kapatıldı. İstanbul'dan uzaklaştırılmak için Gelibolu mutasarrıflığına atandı. Orada yazmaya başladığı "Vatan Yahut Silistre" oyunu, 1873'te Gedikpaşa Tiyatrosu'nda sahnelendi. Oyunu izleyenler galeyana gelip olay çıkardı. Namık Kemal birçok arkadaşıyla birlikte tutuklandı. Bu kez kalebentlikle Magosa'ya sürgüne gönderildi.

Türk Edebiyatı'nda İlkleri
1876'da I. Meşrutiyet'in ilanından sonra İstanbul'a döndü. Şura-yı Devlet (Danıştay) üyesi oldu. Kanun-î Esasi'yi (Anayasa) hazırlayan kurulda görev aldı. 1877 Osmanlı-Rus Savaşı çıkınca Meclis-i Mebusan kapatıldı, Namık Kemal tutuklandı. Midilli Adası'na sürüldü. 1879'da Midilli mutasarrıfı oldu. Aynı görevle 1884'te Rodos, 1887'de Sakız Adası'na gönderildi. Ertesi yıl burada öldü ve Gelibolu'da Bolayır'da gömüldü. Şiirlerini küçük yaşlardan itibaren yazdı. Şinasi'yle tanışıncaya değin, şiirlerinde tasavvuf etkileri görülür. Bu dönemde özellikle Yenişehirli Avni, Leskofçalı Galib gibi şairlerden etkilendi. En önemli özelliklerinden biri, Türk şiirini Divan şiirinin etkisinden kurtarmaya çalışması. "Vatan Şairi" diye de isimlendirildi. Tiyatroya özel bir önem verdi, altı oyun yazdı. Bir yurtseverlik ve kahramanlık oyunu olan Vatan Yahut Silistre, Avrupa'da da ilgi uyandırdı ve beş dile çevrildi. İlk romanı "İntibah" 1876'da yayınladı. Ruhsal çözümlemelerinin, bir olayı toplumsal ve bireysel yönleriyle görmeye çalışmasının yanı sıra, dış dünya betimlemeleriyle de İntibah Türk romanında bir başlangıç sayılır. Romanı ve tiyatroyu toplumsal yaşama soktuğu gibi, edebiyat eleştirisini de Türkiye'ye ilk getiren kişilerden biri oldu. En önemli eleştiri eserleri Tahrib-i Harâbât ile Takip. Gazeteci olarak da Türk kültürü içinde önemli bir yeri var. Döneminin hemen hemen bütün yenilik yanlısı ve ilerici gazetelerinde yazıları yayınlandı. Siyasal ve toplumsal sorunlardan edebiyat, sanat, dil ve kültür konularına dek çok çeşitli alanlarda yazdığı makalelerin sayısı 500 kadar.

ESERLERİ / OYUN
- Vatan Yahut Silistre (1873-> yeni harflerle 1940)
- Zavallı Çocuk (1873 -> yeni harflerle 1940)
- Akif Bey (1874 -> yeni harflerle 1958)
- Celaleddin Harzemşah (1885-> yeni harflerle 1977)
- Kara Bela (1908)

ROMAN:
- İntibah (1876 -> yeni harflerle 1944)
- Cezmi (1880 -> yeni harflerle 1963)

ELEŞTİRİ:
- Tahrib-i Harâbât (1885)
- Takip (1885)
- Renan Müdafaanamesi (1908-> yeni harflerle 1962)
- İrfan Paşa'ya Mektup (1887)
- Mukaddeme-i Celal (1888)

TARİHİ KİTAPLAR
- Devr-i İstila (1871)
- Barika-i Zafer (1872)
- Evrak-ı Perişan (1872-> yeni harflerle 1973)
- Kanije (1874)
- Silistre Muhasarası (1874-> yeni harflerle 1946)
- Osmanlı Tarihi (1889 ölümünden sonra-> yeni harflerle 3 cilt 1971-1974)
- Büyük İslam Tarihi (1975 ölümünden sonra)

Şair: Namık Kemal

*Nahit Ulvi Akgün / Özgeçmişi

1918 yılında Muğla'nın Milas ilçesinde doğdu. 12 Kasım 1996'da yaşamını yitirdi. 1948'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fekültesi Felsefe Bölümünü bitirdi. Ödemiş ve İzmir'de çeşitli liselerde öğretmenlik yaptı. İlk şiiri 1936'da İzmir'de yayınlanan Akın gazetesinde çıktı. Daha sonra Servet-i Fünun-Uyanış, Yücel, Değirmen, Kovan, Varlık, Fikirler, Kaynak, Yeditepe, Türk Dili dergilerinde bir çok şiiri yer aldı. 1953'te İzmir'de bir ilki gerçekleştirdi, sesli şiir sergisi açtı. İlk şiir kitabı denemelerini izmir'de Üç Gönül (1937), Leyla (1937), Irgat (1942) adlarında üç küçük broşürle gerçekleştirdi. Orhan Veli, Behçet Necatigil, Necati Cumalı etkileri yansıtan ilk şiirlerinde tatlı bir romantizm içinde aşk temasını işledi. Sonraki yıllarde Edip Cansever, Cemal Süreya etkisine kadı. Şiiri bu süreçte yenileşirken, ulaştığı söylem, biçim anlayışını korudu. Toplumsal çevre içinde bireyin türlü hallerini, üstüne düşülmemiş izlenimini veren, kendiliğinden bir biçimsel titizlikle yansıttı.

ESERLERİ / ŞİİRLERİ
- Sebep (1945)
- Birisi (1955-1962)
- Karanlıkta Bir Ağaç (1960)
- Gerçek Düş (1965)
- Evren Türküsü (1966 – 1968)
- Ağaçlar Uyanınca (1971)
- Eksilen Gökyüzü (1980)
- Yolunuzun Üstünde Bir Adam (1991)
- Birisi (Bütün şiirleri toplu basım)

ÖDÜLLERİ
1967 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Evren Türküsü ile

*Murathan Mungan / Özgeçmişi

21 Nisan 1955'te İstanbul'da doğdu. Ortaöğrenimini Mardin'de yaptı. Mardin Lisesi'nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü'nü bitirdi. Bir süre tiyatro oyunlarında rol aldı. İstanbul'da Devlet Tiyatroları'nda ve Şehir Tiyatrosu'nda dramaturg olarak çalıştı. Çeşitli dergi ve gazetelerde şiirleri, öyküleri ve tiyatro üzerine yazıları yayınlandı. İstanbul'da yaşıyor. Oyunları, öyküleri ve şiirlerini yazmayı sürdürüyor. Başlangıçta Hilmi Yavuz, Attilâ İlhan etkilenimlerinin belirgin olduğu, oldukça ağdalı ve ve özentili şiirler yazdı. "Kum Saati"nde yer alan sonraki şiirlerinde söyleyiş değişmemekle birlikte dilinin sözcükler düzeyinde yalınlaşmaya başladığı dikat çekti. Oldukça dağınık düzyazılardan oluşan şiirlerden, içten ve yalın ürünlere doğru ilerleyişini sürdürdü. Olgunluk dönemi şiirlerinde ise kendine özgü bir biçim ve söyleyişe ulaştı.

Özellikle "Metal"deki şiirleriyle 1980 kuşağının en çok okunan, tanınan şairleri arasında ilk sıralarda yer aldı. Oyunlar, öyküleri ve diğer düzyazılarıyla hem üretken, hem etkili bir yazar olduğunu ortaya koydu. Başarılı senaryolar de yazdı.

ESERLERİ / ŞİİRLERİ
- Osmanlıya dair Hikâya (1981)
- Kum Saati (1984)
- Sahtiyan (1985)
- Yaz Sinemaları (1989)
- Eski 45'likler (1989)
- Mırıldandıklarım (1990)
- Yaz Geçer (1992)
- Omayra (1993)
- Oda, Poster ve Şeylerin Kederi(1993)
- Metal (1994)
- Oyunlar İntiharlar Şarkılar (1997)
- Mürekkep Balığı (1997)
- Başkalarının Gecesi (1997)
- Doğduğum Yüzyıla Veda (Tek baskılık özel bir seçme 1999)
- Erkekler için Divan (2001)
- Timsah Sokak Şiirleri (2003)
- Eteğimdeki Taşlar (2004)
- Dağ (2007)
- Bazı Yazlar Uzaktan Geçer  (2009)
- İkinci Hayvan  (2010)
- Gelecek   (2010)

HİKAYELERİ
- Son Istanbul (1985)
- Cenk Hikâyeleri (1986)
- Kırk Oda  (1987)
- Lal Masallar (1989)
- Kaf Dağının Önü  (1994)
- Üç Aynalı Kırk Oda (1999)
- 7 Mühür  (Kutu içinde tek baskılık özel bir seçme  2002)
- Yedi Kapılı Kırk Oda (2007)
- Kadından Kentler (2008)
- Eldivenler (Hikayeler  2009)

ROMANLARI
- Yüksek Topuklar (2002)

OYUNLARI
- Mahmud ile Yezida (1980)
- Taziye (1982)
- Geyikler Lanetler (1992)
- Bir Garip Orhan Veli (1993)
- Kâğıt Taş Kumaş (2007)

DENEMELERİ
- Meskalin 60 Draje (2000)
- Soğuk Büfe (2001)
- Bir Kutu Daha (2004)
- Kullanılmış Biletler (2007)
- Hayat Atölyesi (2009)
- 227 Sayfa (2010)

ÖDÜLLERİ
1978 Türkiye İş Bankası Tiyatro Oyunu ikinciliği Mahmud ile Yezida oyunu ile
1980 Akademi Kitabevi Şiir Başarı Ödülü Turgay Fişekçi ve Ozan Telli'yle paylaştı (Osmanlıya Dair Hikayat adlı kitabıyla)
1981 Gösteri Dergisi Şiir Birincilik Ödülü Sahtiyan kitabıyla
1984'te sergilenen Taziye oyunu ile Sanat Kurumu tarafından en iyi tiyatro yazarı seçildi
1987 Haldun Taner Öykü Ödülü'nü Nedim Gürsel'le paylaştı (Hedda Gabler Adlı Bir Kadın hikayesiyle)

*Mevlana Celaleddin Rumi / Özgeçmişi

Hz. Mevlana 1207 yılında Belh şehrinde doğmuştur. Babası Sultan-ül-Ülema diye bilinen Bahaeddin Veled annesi Mümine Hatun 'dur. Bahaeddin Veled ailesi ile birlikte Belh 'den ayrıldıktan sonra Bağdat 'a buradan da Hac için Mekke 'ye gitmiş ve daha sonra Anadolu Selçuklularının en ihtişamlı dönemlerinde Anadolu 'ya geçmiştir. Malatya, Erzincan, Akşehir yoluyla Larende 'ye ( bugünkü Karaman ) geldi. 1225 yılında oğlu Hz.Mevlana 'yı Gevher Hatun 'la evlendirdi. Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubad 'ın daveti üzerine 1228 yılında Hz.Mevlana ile birlikte Konya 'ya geldi. Bahaeddin Veled 1231 yılında vefat etti. Hz.Mevlana ertesi yıl babasının müritlerinden olan Muhakkık-i Tirmizi 'ye 9 yıl süreyle müritlik etti. (1232-1241) Bazı kaynaklarda Hz.Mevlana 'nın öğrenimini ilerletmek için Şam 'a gittiği söylenir. Muhakkık-i Tirmizi 'nin ölümünden sonra Hz.Mevlana medreselerde bir süre ders vermiştir. Verdiği dersler Selçuklu Sultanı ve vezirleri tarafından da takip edilmiştir.

1244 'de Şems-i Tebrizi ile tanışmasıyla Hz.Mevlana 'nın hayatı değişmiş ve sahip olduğu ilmin yanında, O 'nu bir gönül adamı yapmıştır. Şems-i Tebrizi ile yaptığı sohbetler nedeniyle çevresindekileri ihmal eden Hz.Mevlana, müritlerinin ve halkın tepkisiyle karşılaştı. Şems-i Tebrizi bunun sonucunda 1246 yılında Şam 'a gitti. Ancak Hz.Mevlana 'nın ısrarlı davetleri üzerine 9 ay sonra Konya 'ya döndü. Şems-i Tebrizi devam eden tepkiler neticesinde 1247 yılında esrarengiz bir şekilde ortadan kayboldu. Kayboluşuyla ilgili olarak Şems-i Tebrizi 'nin öldürüldüğü ve ayrıca Hz.Mevlana 'nın üzülmesine dayanamadığı için gizlice Şam 'a gittiği yolunda görüşler vardır. Bu olaydan sonra Mevlana kendini tamamen şiire, semaya ve çevresindekileri manevi yönden olgunlaştırmaya verdi. Daha sonraları kendisine sohbet arkadaşı olarak sırasıyla Selahaddin Zerkubi ve Hüsameddin Çelebi 'yi seçti.
 Yaşamını "Hamdım, piştim, yandım" sözleri ile özetleyen Hz. Mevlâna 17 Aralık 1273 Pazar günü Konya'da Hakk' ın rahmetine kavuştu. Mevlâna'nın cenaze namazını Mevlâna'nın vasiyeti üzerine Sadreddin Konevî kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevî çok sevdiği Mevlâna'yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine, Mevlâna'nın cenaze namazını Kadı Sıraceddin kıldırdı. Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine yani Allah'ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen "Şeb-i Arûs" diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.

"Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız!
Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir"

ESERLERİ
- Mesnevi
- Büyük Divan "Divan-ı Kebir"
- Fihi Ma-Fih "Ne varsa İçindedir"
- Mecalis-i Seb'a "(Mevlana'nın 7 vaazı)"
- Mektubat "(Mektuplar)"

*Melih Cevdet Anday / Özgeçmişi

1915'te İstanbul'da doğdu. Ankara Gazi Lisesi'nden 1936'da mezun oldu. Oktay Rifat ve Orhan Veli okul arkadaşlarıydı. 1938'de sosyoloji öğrenimi için Belçika'ya gitti. İki yıl sonra II. Dünya Savaşı çıkınca zorunlu olarak yurda döndü. 1942'den başlayarak Ankara'da Milli Eğitim Bakanlığı Yayın Müdürlüğü'nde danışmanlık, Ankara Kitaplığı?nda memurluk, gazetecilik yaptı. Daha sonra İstanbul'a yerleşti. "Akşam", "Büyük Gazete", "Tanin" ve "Cumhuriyet" gazetelerinde fıkra yazarlığı, sanat sayfası yöneticiliği yaptı, denemeler yazdı. 1954'te başladığı İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro Bölümü fonetik-diksiyon öğretmenliğinden 1977'de emekli oldu. 1964-1969 arasında TRT Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundu. 1979'da UNESCO Genel Merkezi Kültür Müşaviri olarak Paris'e gitti. "Ukde" adlı ilk şiiri 1936'da Varlık dergisinde çıktı.

İlk şiirlerinde hececilerin biçim ve tema özelliklerini benimsedi. Gizemci denebilecek bir duyarlılıkla nesneleri sıralayan, çevresine çocuksu bir şaşkınlıkla bakan bu şiirlerin ayırıcı yanı, uyaklı yazılmalarına rağmen uyağa bağlı olmamaları. Orhan Veli ve Oktay Rifat'la ortak eserleri "Garip"teki (1941) şiirlerinde çocuksu şaşkınlığın bilince dönüştüğü, uyakların aşıldığı ve ölçünün kırıldığı görülür. Bu ilk dönem şiirlerinde yer yer Dadaizm'den etkiler hissedilir ama belirleyici değildir. Başlangıçta çocukluktan beri arkadaş olduğu Orhan Veli ve Oktay Rifat'la aynı şiir çizgisinde yürüdü. Ama Veli ve Rifat'tan "duygu" bakımından ayrıldı. Şiirlerinde duygu, düşünceyle gelişir, hatta düşünceyi hazırlar. Düşünce ögesi duygularını hep ayrıntıdan kotarır. "Telgrafhane" ve "Yan Yana" kitaplarındaki şiirlerle bu kez, toplum ve insan değerlerini savunan, kavgacı bir şiire yöneldiği dikkat çekti. Duyguya toplumu da eklediği bu dönem kitaplarından "Yan Yana" sakıncalı bulunup toplatıldı ama beraat etti. Lirizme karşı çıkmasına rağmen, toplumsal güçlüklerin içe akışı olarak gördüğü bu unsuru şiirlerinde kullanmaktan geri durmadı. 1960 sonrası şiirinde bu kez mitolojik unsurlar görülmeye başlandı. "Kolları Bağlı Odysseus" (1963) ile başlayan bu süreçte, Anadolu'daki eski Yunan kültürü ile yaşadığımız tarihsel ve güncel koşullar arasında bir metafor kurmayı istedi.

1975 sonrası eserlerinde yeni sorularla yeni arayışlara yönelmek isteyen bir şairin aynı zamanda bir filozofun ve halk ermişinin sesi duyulur. Mitologya serüvenine Doğu kültürleri unsurlarını da katmaya başlar. Şiirindeki bu gelişme denemeleri ve romanlarında da hissedilir.

ESERLERİ / ŞİİRLERİ
- Garip (Orhan Veli ve Oktay Rifat'la birlikte 1941)
- Rahatı Kaçan Ağaç (1946)
- Telgrafhane (1952)
- Yan Yana (1956)
- Kolları Bağlı Odysseus (1963)
- Göçebe Denizin Üstünde (1970)
- Teknenin Ölümü (1975)
- Sözcükler (eski kitaplardan derlenenler ve yeni şiirlerle 1978)
- Ölümsüzlük Ardında Gılgamış (1981)
- Tanıdık Dünya (1984)
- Güneşte (1989)
- Yağmurun Altında (1995)

ROMANLARI
- Aylaklar 1965
- Gizli Emir 1970
- İsa'nın Güncesi 1974
- Raziye 1975
- Yağmurlu Sokak 1991
- Meryem Gibi 1991

DENEME YAZILARI
- Doğu-Batı (1961)
- Konuşarak (1964)
- Yeni Tanrılar (1974)
- Sosyalist Bir Dünya (1975)
- Dilimiz Üstüne Konuşmalar (1975)
- Maddecilik ve Ülkücülük (1977)
- Paris Yazıları (1982)

TİYATRO ESERLERİ
- İçerdekiler 1965
- Mikado'nun Çöpleri 1967
- Dört Oyun 1972

GEZİ YAZILARI
Sovyet Rusya, Azerbaycan, Özbekistan, Bulgaristan, Macaristan (1965)

ÖDÜLLERİ
1967-68 İlhan İskender Armağanı Mikado?nun Çöpleri adlı oyunuyla
1970 TRT Sanat Ödülleri Roman Armağanı Gizli Emir adlı romanıyla
1973 TDK Çeviri Ödülü Tarjel Vesaas?dan çevirdiği Buz Sarayı romanıyla
1976 Yeditepe Şiir Armağanı Teknenin Ölümü şiir kitabıyla
1978 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü Sözcükler şiir kitabıyla
1981 İş Bankası Büyük Ödülü Ölümsüzlük Ardında Gılgamış şiir kitabıyla

*Mehmet Emin Yurdakul / Özgeçmişi

13 Mayıs 1869 tarihinde  İstanbul'da dünyaya geldi. 14 Ocak 1944 tarihinde ise İstanbul'da hayata gözlerini yumdu. Milli Edebiyat  ve Türkçülük akımının en büyük temsilcisilerinden biridir. Mektebi Mülkiye'nin idadi bölümünden ayrıldı. Daha sonra devlet memurluğu yaptı. İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne girdi. Şiirleriyle İstanbul hükümetini eleştirince 1907 yılında Erzurum rüsumat nazırlığına tayini çıkarıldı ve böylece İstanbul'dan uzaklaştırıldı.

İkinci Meşrutiyet'in ilanının akabinde aynı görevle bu defa Trabzon'a gönderildi. 31 Mart Olayı'ndan sonra 13 Nisan 1909'da İstanbul'a çağrıldı. Bahriye Nezareti Müsteşarlığı'na atandı. Hicaz ve Sivas'ta valilik görevinde bulundu. 1910 yılında İstanbul'a geri döndü. Türk Yurdu Cemiyeti ve Türk Ocağı'nın kurucuları arasında yer aldı. Türk Yurdu dergisinin yayın sorumluluğunu üzerine aldı. İttihat ve Terakki ile anlaşmazlığa düşünce 1912 yılında Erzurum Valiliği'nden emekliye ayrıldı. 1914'te Osmanlı Meclis-i Mebusanı'nda Musul milletvekili oldu. Aralık 1919'da Türk Fırkası'nı kurdu. İstanbul'un işgalinin akabinde 1921'de Anadolu'ya geçti. Antalya, Adana, İzmir illeri çevresinde çalıştı. Cumhuriyetin ilk yıllarında Şarkikarahisar, sonra da Urfa ve İstanbul milletvekili oldu. Mehmet Emin Yurdakul, yaşamını yitirene  dek milletvekilliği yaptı.

Yazmaya şiirle başladı. İlk şiiri 1897'de Servet-i Fünun dergisinde yayınlandı. Devrinin şiir anlayaşının dışına çıktı, hece ölçüsüne dayalı yalın bir Türkçe kullandı. Türk edebiyatına halkın sesini getiren gerçekçi bir şair olarak değerlendirildi. Osmanlıcılık ve İslamcılık akımlarına karşı Türkçülüğü savunan şiirler yazdı. Coşku, ulusal duygular, kahramanlık, yüreklendirme ve öğreticilik öğelerini ön plana çıkardı. Şiire şekil yenilikleri de getirdi. Dörtlük geleneğinin dışına çıkarak üçer, altışar, sekizer dizeden kurulu şiirler yazdı. Milli edebiat akımı ve Türkçülüğün önde gelen temsilcileri arasında yer aldı. "Türk Şairi", "Milli Şair" ünvanı ile tanınır..

ESERLERİ / Şiirleri
- Türkçe Şiirler (1899-1918)
- Türk Sazı (1914)
- Ey Türk Uyan (1914)
- Tan Sesleri (1915, 1956)
- Ordunun Destanı (1915)
- Dicle Önünde (1916)
- Hastabakıcı Hanımlar (1917)
- Turana Doğru (1918)
- Zafer Yolunda (1918)
- İsyan ve Dua (1918)
- Aydın Kızları (1919)
- Mustafa Kemal (1928, şiir ve düzyazı)
- Ankara (1939)

DÜZYAZI
- Fazilet ve Asalet (1890)
- Türkün Hukuku (1919)
- Kral Corc'a (1923)
- Dante'ye (1928)

*Mehmet Bozkurt Esenyel / Özgeçmişi

Mehmet Bozkurt Esenyel, 1920 yılında Selanik'in küçük bir kasabasında doğdu. 1924 yılında ailesi Türkiye ye göçtüve Edirne ye yerleşti. Bu yüzden kendisi Edirne li şair olarak tanınır.İlk tahsilini Edirne de lise tahsilini Edirne Balıkesir ve Kastamonu liselerinde tamamlamıştır. Askerlikten sonra edebiyat fakültesine girmiş ama ne yazık ki maddi imkanlardan dolayı eğitimini yarım bırakmıştır. Toprak mahsulleri ofisinde 30 yıl çalışıp 1972 yılında genel muhasabe müdürlüğü hesap kontrolorü iken emekli olmuştur. Görevi sayesinde Aanadolu'yu il il, kasaba kasaba görüp tanımıştır. KARA SEVDAM AK ÖZLEM'im adlı kitabındaki şiirler gurbette büyüttüğü özlem ve içindeki kara sevda ile yazılmıştır.

ESERLERİ / ŞİİRLERİ

- Kara Sevdam – Ak Özlemim